Tarih, Yapay Zekâ, Yaratıcı Girişim ve muteferriqa
Tarih, Yapay Zekâ, Yaratıcı Girişim ve muteferriqa
Anlaşıldığı gibi, muteferriqa adını 1727 yılında İmparatorluk Türkiye'sinde ilk kez bir Türkçe basımevini kuran İbrahim Müteferrika'dan alıyor. muteferriqa'nın macerası, bir proje olarak 2015 yılında İstanbul'da başladı. Zaman içerisinde bu proje Türk tarih araştırmalarında sessiz ama gerçek bir teknolojik devrim yarattı. Yaratıcı bir girişim örneği olarak tarih araştırmalarının yapay zekâ ile birleştiği evrensel bir başarı örneği oldu. Bugün ise pek çok Türk üniversitesinin yanında, Oxford, Cambridge, Northwestern ve Toronto üniversitelerinde kullanılıyor.
muteferriqa projesinin filizlenmesi, üzerinde düşünülmesi ve olgunlaşması yaklaşık iki yıl sürmüş. Girişimin finansmanı, takımın kurulması, projenin geliştirilmesi ve uygulama aşamasına geçilmesi ise yaklaşık beş yıl sürmüş. muteferriqa sadece bir teknolojik atılım değil. Bu başarının en dikkat çekici yanı, mühendislerin, bilişim uzmanlarının, yapay zekâ uzmanlarının, tarihçilerin ve toplum bilimcilerin bir ekip olarak birlikte çalışabilmeleri ve bunu başarıyla hayata geçirebilmeleridir.
1727 yılında kurduğu basımeviyle birlikte İbrahim Müteferrika'nın Türk kültür ve düşünce dünyasında çok önemli bir devrimi ve bir teknolojik atılımı gerçekleştirdiğine kuşku yoktur. İbrahim Müteferrika'nın basımevi de girişimcilik arzusuyla kendi döneminin teknolojisini birleştiren bir cesaret örneğiydi. Ama bir ayrıntıyla: Türkiye ne yazık ki dünyayı etkisi altına almış basım yayın devrimine gecikerek girmişti. Modern zamanların muteferriqa'sı ise, yapay zekâ devrimine dünya ile aynı anda girdi ve Türkiye'nin yapay zekâ çağını yakalama potansiyeline sahip olduğunu da kanıtladı.
Peki muteferriqa somut olarak nedir? Başarısı nereden kaynaklanmaktadır?
muteferriqa, 1729 yılından başlayarak, pek çoğu için İmparatorluk Türkiye'si veya Osmanlı dönemi Türkçesi de diyebileceğimiz eski harflerle basılmış 35.000'den fazla Türkçe eseri; ayrıca yine eski harflerle basılmış Türkçe gazete, dergi ve salname gibi 1.500'den fazla süreli yayını kapsayan dev bir veri tabanıdır. Son eklemelerle birlikte, 1928 Harf Devrimi'nden II. Dünya Savaşı sonrasına kadar geçen sürede basılmış gazeteleri de kapsıyor. Böylece 7.500.000 sayfalık bir Türkçe kitap ve süreli yayın veri tabanı başarıyla kurgulandı. Buna “müteferrika” içerisinde yer alan 66 bini aşkın görseli de eklemek gerekiyor. Üstelik Harf Devrimi'nden 1945 yılına kadar yeni Türk alfabesiyle basılmış pek çok eser de muteferriqa'ya yüklenme aşamasında.

Büyük çoğunluğu profesyonel tarihçi, dilbilimci, filolog, kültür ve sanat tarihçisi olan muteferriqa kullanıcısı ise yapay zekâ sayesinde bu dev veri tabanını işlemek, analiz etmek, yeni Türkçe'ye veya İngilizce'ye çevirmek kolaylığını elde ediyor. Eski yazıyı hiç bilmeyen bir kullanıcı sorgulamayı veya kategori araştırmasını yeni Türkçe harfle yapabiliyor. Düzeneğin içerisinde yerleşik yapay zekâ uygulaması ise bu sorgulamaların eski yazı karşılıklarını arıyor, buluyor ve kullanıcının karşısına çıkartıyor. Süreç burada da kalmıyor. muteferriqa ortaya koyduğu sonuçları; kullanıcının karşısına getirdiği eski yazı, kitap, metin, başlık ve belgeyi yeni harfli bir metin durumuna dönüştürüyor. Ayrıca yeni yazıya aktarılmış verileri de günümüzün Türkçesine aktarıyor. Bütün bu süreç yapay zekâ uygulamasıyla gerçekleşiyor. muteferriqa'nın yarattığı büyük devrim de işte burada yatıyor.
İngilizce ise işin ilginç bir başka boyutudur: Pek iyi Türkçe bilmeyen herhangi bir kullanıcı da muteferriqa'yı İngilizce olarak kullanabiliyor. Böylece muteferriqa'nın içeriğini İngilizce ile sorgulamak ve veri tabanında araştırma yapmak mümkün oluyor. Üstelik muteferriqa işlediği eserleri Osmanlı dönemi Türkçesinden veya eski harfli Türkçe'den yeni harfli Türkçe'ye aktarmakla yetinmiyor. Aynı zamanda Türk kültür mirasının eserlerinin İngilizce çevirilerini de okuma olanağını sunuyor.
muteferriqa şimdi iki önemli atılım daha yapmaya hazırlanıyor.
Birincisi, muteferriqa eski Türkçe el yazması eserlerin veri tabanına eklenmesi gibi çok çetin bir görevi de kendisine hedef olarak belirlemiş durumda. Bu yöndeki çalışmalar 2024 yılından beri sürüyor ve başarıldığı takdirde inanılmaz bir başarı elde edilecektir.

Buna paralel olarak ortaya konulan ikinci hedef de aynı derecede zor. muteferriqa, Arapça ve Farsça dillerini de kendi veri tabanına katma çabasında hızla ilerliyor. Bu iki dilden sonra sıranın benzer alfabeyi kullanan tüm kültür coğrafyalarına ve dillere geleceği kesindir. Çok dilli bir veri tabanı ve çok dilli veri işleme süreciyle muteferriqa büyük bir ticari potansiyele sahip olacaktır.
Sonuçta muteferriqa, İmparatorluk Türkiyesi -[Osmanlı dönemi de diyebileceğimiz]- ile erken Cumhuriyet dönemi üzerine yapılacak araştırmaları, teknolojinin ve yapay zekânın kullanıldığı yeni bir boyuta taşıyor. Böylelikle klasik Türk tarihinin ve kültür ürünlerinin incelenmesinin önündeki alfabe engeli büyük ölçüde aşılıyor; araştırma yapmak kolaylaşıyor. Tarih bilgisi demokratikleşiyor. Sosyoloji, ekonomi veya sanat tarihi, kısaca toplum bilimlerinin her dalında yüzlerce eser verilecek bir fırsat kapısı araştırmacıların önünde açılıyor. Hele Türkçe el yazması eserlerin de veri tabanına katılması başarıyı doruğa taşıyacak; Arapça ve Farsça'nın kullanıma girmesiyle birlikte ise muteferriqa kendi alanında müthiş bir pazar payı elde edecektir. Belki de bu alanda rakipsiz olma fırsatını yakalayacaktır.

Yalnızca araştırmacılar değil, lise ve üniversite öğrencileri, lisans üstü tez çalışması yapanlar veya amatör olarak tarih, kültürel miras, sanat tarihi ve benzeri konularla ilgilenen insanlar da muteferriqa ile çalışmalar yapabilecek veya meraklarını giderebileceklerdir. İngilizce kullanıma açık olması ise Türk kültür tarihinin dünyaya açılması anlamına geliyor. Müşteri portföyüne eklenmiş olan Oxford ve Cambridge gibi üniversiteler ise “muteferriqa'nın” uluslararası bir başarı olduğunun kanıtıdır. Yeni atılımlarla birlikte uluslararası başarı çok daha ileri boyutlara doğru evrilecektir.
muteferriqa çevresinde yaşanılan gelişmeler, Türkiye için yapay zekâ ve teknoloji ile kültür mirasımızın birleştiği büyük bir bilim ve kültür devrimi niteliğini taşıyor. Bu, aynı zamanda büyük bir ticari başarının da izdüşümüdür. Yaratıcı bir girişimcilik ruhunun tarih bilinci ve yapay zekâ ile birleşmesinden doğan başarı genç girişimcilerimizin Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası bilim dünyasına yaptığı olağanüstü bir katkıyı simgelemektedir. muteferriqa örneği ülkemizin genç kuşakları, genç girişimcileri, akademisyenleri, farklı alanlardan bilim insanları ve teknoloji tutkunları bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir yaratıcılık öyküsüdür.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.