Tinkerbell Etkisi: Umuda İhtiyacımız Var
Tinkerbell Etkisi: Umuda İhtiyacımız Var
Gelir üreten varlıklar için artan belirsizlikler nakit akımlarında bozulmaya, risk priminin artmasına ve varlık değerinin baskılanmasına neden olabiliyor. Türk ekonomisi uzun süredir böyle bir döngüde. Aslında kendimizi bildik bileli böyle. Vaziyetin mevcut ve tarihsel seyrini bir kere daha anlamak için ülke kredi notlarının ve ülke CDS primlerinin seyrine bakmak yeterli.
Bu olgunun ekonomik karşılığı da malumunuz. Birçok gelişmiş ülke ile birçok konuda aynı çağda yaşamıyoruz. Savunma sanayi gibi, ar-ge ve teknoloji yoğun ihracatçı sektör hikâyemiz çok sınırlı (Hollanda ve İsrail'i düşünelim). Yabancı doğrudan ve portföy yatırımları tarihsel ortalamalarının altında seyrediyor. Şirket ölçekleri küçük. Zombileşme çoğu sektörde tipik eğilim. Şirket değerleri risk kaynaklı yüksek iskontolar nedeniyle çok düşük. İstisnai alt sektörler dışında, gayrimenkul piyasasındaki yapı da benzer şekilde. Geçen yüzyıl ekonomik kalkınma açısından bize vay be dedirten Almanya, Japonya ve Güney Kore idi. Şimdi Tayvan, Vietnam ve Polonya. Vaziyeti toplarsa belki İran da diyeceğiz. Bu işler hep böyle mi gidecek? Hazır Türk Yüzyılı'nı ilan etmişken, evrene iyi dileklerimizi yollasak bir şeyler olur mu?
Gerçekçi Olmayan İyimserliğe Bağlasak?
Enseyi karartmayalım diyerek olayı Pollyannacılığa bağlasak mı? Ya hepimiz makul sebeplerle Türk ekonomisinin daha iyi bir döneme girdiğine inanmaya başlasak mesela? Uzun süredir reel nedenlerle baskılanan finansal varlık ve gayrimenkul değerleri yalnızca bu iyimserlikle tırmanışa geçer mi? Mesela BIST endeksi birkaç yıl içinde beş katına ulaşabilir mi? Satılığa çıkan yüzlerce otel, sanayi tesisi yabancının ilgi odağı olur mu? Kulağa absürt geliyor değil mi? Sonuçta yüzde 40'lar seviyesindeki enflasyonun, yüksek faiz oranlarının ve zombi şirketlerin gölgesinde yaşayan bir ekonomide yalnızca iyi dileklerle üretimin ve varlık fiyatlarının uçuşa geçmesini beklemek gerçekçi görünmüyor. Elbette elimizde sihirli bir değnek yok. Ancak iyi düşünelim, iyi olsun tadındaki iyimser bir bakış açısının zamanının gelebileceğinden de söz etmekte yarar var. Hocam, bu neyin kafası diyenler için buyrun: "Tinkerbell Etkisi".
"Tinkerbell Etkisi": Bir İhtimal Daha Var
"Tinkerbell Etkisi" adını J. M. Barrie'nin Peter Pan hikâyesindeki küçük periden alıyor. Hikâyede ölmek üzere olan peri Tinker Bell, çocuklar onun varlığına inandıklarını söyledikleri için canlanıyor. Bu fikrin temelinde yatan düşüncenin aslında çok daha eski olduğu, Antik Yunan mitolojisine kadar uzandığı söyleniyor. Antik Yunan inancına göre tanrıların gücü, kendilerine kurban sunan ve onlara inanan insanların sayısına bağlı olarak artar ya da azalırmış. Başka bir ifadeyle, bir varlığın etkisi ve gücü, ona duyulan kolektif inançla besleniyor. Bu nedenle Tinkerbell Etkisi, toplumsal inançların gerçek sonuçlar yaratabileceğini anlatan çok eski bir düşüncenin modern bir yansıması olarak görülebilir.[1]
Masaldaki mesaj; bir şeye yeterince güçlü biçimde inanılırsa, bu inanç belirli koşullar altında gerçeğin kendisini etkileyebilir. Nice savaş böyle kazanıldı, nice ülke böyle kuruldu, nice anıtsal eser böyle yapıldı. Rocky (1976) Philadelphia Sanat Müzesi merdivenlerine o hırsla tırmandı (bizzat saydım: 72 basamak). Ayrıca bu düşüncenin doğruluk ihtimali taşımasına bir Fenerbahçeli olarak da şapka çıkarıyorum.


Thinkerbell Rocky Philadelphia Sanat Müzesi Merdivenlerinde
Varlık Fiyatlamasında Kollektif İnanç
Frank H. Durgin'in 2002 yılında yayımladığı çalışmasıyla[2]akademik literatüre taşınanTinkerbell Etkisikavramının yakın dönem felsefi kökleri,'Esse est percipi' (Var olmak, algılanmış olmaktır)ilkesine dayanan idealist felsefeye kadar uzanıyor.[3]Yazında finans ve gayrimenkul piyasalarındaki kolektif olumlu beklentilerin neden olabileceği sonuçlar çokça ele alınmıştır. Örneğin 1990'lardakiDoğu Asya Finansal Krizi'nde,Japon Varlık Balonu'nda ve ardından gelenABD konut piyasası balonunda (Küresel Finansal Kriz'e dönüştü; 2007-2010), piyasalardakiakıl dışı coşkunun ve kolektif aşırı iyimserliğinağır sonuçlarını gözlemlemiştik.
Bitcoin Fiyatlamasında Kollektif İnanç
Kavramın yansımaları özellikle içsel değerinin ne olduğu konusunda uzlaşının bulunmadığı varlıklarda daha da sık tartışılıyor. Son yıllarda Bitcoin üzerine yapılan çalışmaların önemli bir kısmı; fiyat oluşumunda ağ etkilerinin, yatırımcı beklentilerinin ve kolektif inancın rolünü inceliyor.[4]Başka bir ifadeyle, bazı varlıkların değeri yalnızca bugünkü nakit akışlarından değil, gelecekte başkalarının da o asıl değere inanacağı beklentisinden beslenebilir.
Gayrimenkul Fiyatlamasında Kollektif İnanç
Benzer bir dinamik, gayrimenkul piyasalarında da gözlemlenebilir. Emlak fiyatlarının oluşumunda inşaat maliyetleri veya kira getirisi gibi temel belirleyicilerin ötesinde, 'fiyatların her zaman artacağı' ve 'toprağın asla değer kaybetmeyeceği' yönündeki kolektif toplumsal inanç da baskın bir rol oynayabilir. Tinkerbell Etkisi'ne paralel olarak, bir bölgedeki konutların sürekli değerleneceğine dair ortak bir illüzyon yaratıldığında, bu inanç kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşerek fiyatları rasyonel sınırların üzerine taşıyabilir.
Tinkerbell Etkisinin Davranışsal Finanstaki Karşılığı
Davranışsal finans, piyasaların algı ve anlatılar tarafından şekillendirilmesini; insanların geleceğe dair umut ve tahminleriyle (beklenti kanalı), kitlelerin aynı anda aynı fikir etrafında birlikte hareket etmesiyle (koordinasyon etkisi) ve yalnızca inanıldığı için asılsız iddiaların bile gerçeğe dönüşmesiyle (kendini gerçekleştiren kehanet) açıklayabiliyor. Nobel ödüllü iktisatçı Robert Shiller'in ifadesiyle, ekonomik hayatı yalnızca rakamlar değil, toplumların birbirine anlattığı hikâyeler de şekillendirir. Shiller'in "anlatı ekonomisi" yaklaşımı, yatırım kararlarının çoğu zaman ekonomik veriler kadar yaygınlaşan anlatılardan ve kolektif beklentilerden beslendiğini ortaya koyuyor.[5]
Dolayısıyla, Tinkerbell Etkisi, ilk bakışta masalsı görünse de, aslında piyasa psikolojisinin ve beklenti yönetiminin teknik bir açıklamasından ibaret olarak da görülebilir.
Anlatı Ekonomisi Robert J. Shiller
Türkiye'nin ekonomik sorunları algı kaynaklı değildir. Enflasyonda kalıcı düşüş, fiyat istikrarı, verimlilik artışı, hukuk güvenliği ve adil bölüşüm gibi temel sorunların algı oyunları ile basit şekilde çözülemeyeceğini biliyoruz. Türkiye'nin CDS primi birkaç yıl önce 700 baz puanın üzerine çıkmışken, son dönemde belirgin biçimde gerilemiş olsa da hâlâ birçok gelişmekte olan ülkenin üzerinde seyrediyor. Borsa İstanbul uzun süredir küresel benzerlerine göre düşük değerleme çarpanlarıyla işlem görüyor. BIST şirketlerinin fiyat/kazanç oranları çoğu zaman tek haneli seviyelerde kalırken, benzer büyüme potansiyeline sahip birçok gelişmekte olan piyasada çift haneli çarpanlar görülebiliyor. Konut ya da ticari gayrimenkul piyasası üretken kapasitesinin çok az bir kısmını hayata geçirebiliyor.
Bu Ekonomik Döngü Biraz Tersine Dönse Mesela?
Peki ya güneşli günler uzaktan da olsa görünürse? Yağmur yağacak göl olacak havası vermek gibi olmasın. Ama, diyelim ki; enflasyon düşmeye başladı, risk primi ciddi ölçüde geriledi, rezervler güçlendi, yapısal reformlar hızlandı, makroekonomik göstergeler kalıcı biçimde iyileşmeye ve sosyal sorunlar hafifleme eğilimi içine girmeye başladı. Böyle bir ortamda üreticilerin, tüketicilerin ve yatırımcıların geleceğe ilişkin beklentileri de değişir mi? Neden değişmesin? Artan güven sermaye girişlerini hızlandırabilir; sermaye girişleri şirket değerlemelerini yükseltebilir; yükselen değerlemeler ise yeni yatırımları teşvik ederek ekonomik aktiviteyi güçlendirebilir. Böylece başlangıçta reel gelişmelerle tetiklenen iyimserlik, zamanla kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşebilir.
Tinkerbell Etkisi Elbette Oluşabilir
Türkiye dünyanın en genç nüfuslarından birine, güçlü bir girişimcilik kültürüne ve büyük bir iç pazara sahip olmasına rağmen, uzun süredir yüksek risk primi nedeniyle potansiyelinin altında değerleniyor. Eğer enflasyonda kalıcı düşüş, politika öngörülebilirliği ve kurumsal güvenin yeniden tesis edilmesi gibi reel gelişmeler yatırımcıların zihninde yeni bir Türkiye hikâyesi yaratabilirse; bugün düşük çarpanlarla işlem gören varlıkların değerleme katsayıları da değişebilir. Elbette bu tek başına finansal ve gayrimenkul varlıkların değerinin birkaç yılda beş-on katına çıkacağı anlamına gelmiyor. Ancak büyük dönüşümlerin bilançoda değil, beklentilerde başladığını da unutmamak gerekli. Belki de güneşli günlerin ilk ışıklarıyla birlikte yatırımcıları, şirketleri ve hane halkını saracak yeni bir güven atmosferi ortaya çıkar. O noktada da Tinkerbell Etkisi ekonomik dönüşümün görünmeyen hızlandırıcısı oluverir. Çünkü bazen yeni gerçeğin ortaya çıkma ihtimali mevcut beklentileri değiştirebilir. Bazen de değişen beklentiler, gerçeklerin ortaya çıkma sürecini hızlandırabilir. On yılların biriktirdiği öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla bu düşünceyi naif bir iyimserlik olarak görmeyelim. Zira ekonomiler yalnızca sermaye, teknoloji ve kurumlarla değil, aynı zamanda umutla da yeniden ayağa kalkar.
[1]Baqer, K., & Anderson, R. (2015, March). Do you believe in Tinker Bell? The social externalities of trust. In Cambridge international workshop on security protocols (pp. 224-236). Cham: Springer International Publishing. Internet:https://www.cl.cam.ac.uk/archive/rja14/Papers/spw15-12-Anderson.pdf(ET: 28.6.2026).
[2]Durgin, F. H. (2002). The Tinkerbell effect: Motion perception and illusion.Journal of Consciousness Studies, 9(5-6), 88–101.
[3]Baqer, K., & Anderson, R. (2015, March). Do you believe in Tinker Bell? The social externalities of trust. In Cambridge international workshop on security protocols (pp. 224-236). Cham: Springer International Publishing. İnternet:https://www.cl.cam.ac.uk/archive/rja14/Papers/spw15-12-Anderson.pdf(ET: 27.6.2026).
[4]Laboure, M. (2021).Bitcoins: Can the Tinkerbell Effect Become a Self-Fulfilling Prophecy?Deutsche Bank Research.; Benetton, M., & Compiani, G. (2024). Investors' beliefs and cryptocurrency prices. The Review of Asset Pricing Studies, 14(2), 197-236.
[5]Shiller, Robert J.Narrative Economics: How Stories Go Viral and Drive Major Economic Events. Princeton: Princeton University Press, 2019.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.