Şirketlerin Pazara Girişte Ürünle İlgili Sorunu Yok, Strateji ve Sistem Sorunu Var!

Tunç Berkman

Tunç Berkman

TBS Investment & Management
YAPAY ZEKA PERAKENDE FİNANS / EKONOMİ YATIRIMCI DİJİTAL PAZARLAMA TELEKOMÜNİKASYON
Şirketlerin Pazara Girişte Ürünle İlgili Sorunu Yok, Strateji ve Sistem Sorunu Var!

Bu yazıyı okuyan çoğu kurucu için bu cümle ya son derece açık ya da oldukça rahatsız edici gelecektir:

Ürün artık sürdürülebilir bir rekabet avantajı değil.

Eğer bu size çok açık geliyorsa, asıl soru GTM ( Go to Market) yani pazara giriş stratejinizin bunu yansıtıp yansıtmadığıdır.

B2B yazılım dünyasının her dönemi tek bir temel kısıt tarafından şekillendirilmiştir. Her dönemin kazananları her zaman en iyi ürünü geliştiren şirketler olmadı. Kazananlar; dönemin belirleyici kısıtını tespit eden, tüm organizasyonlarını bu kısıtı ortadan kaldıracak şekilde tasarlayan ve bir önceki nesil oyunun değiştiğini fark etmeden harekete geçen şirketler oldu.

Geçtiğimiz on yılın belirleyici kısıtı ürün geliştirmekti.

Kurumsal seviyede yazılım geliştirmek; iki ila dört yıllık sermaye gerektiriyor, on ila otuz mühendisten oluşan ekipler istiyor ve ancak kurumsal yatırımcıların karşılayabileceği altyapı maliyetleri yaratıyordu. Ürünleri kopyalamak zordu. Bu nedenle şirketleri koruyan temel bariyer ürünün kendisiydi.

Yapay zekâ bu kısıtı ortadan kaldırdı.

Bir ürün geliştirmenin maliyeti hızla sıfıra yaklaşırken, onu kopyalamanın maliyeti daha da düşük hale geliyor.

Bir zamanlar ürün avantajını büyütmek için altı aylık zamana sahip olan kategori liderleri, bugün aynı avantajı yalnızca birkaç hafta koruyabiliyor.

Ürün hâlâ gerekli.

Ancak artık yeterli değil.

Rekabet avantajının kaynağı değişti.

Artık dağıtımda, erişimde ve pazara nüfuz edebilme kabiliyetinde bulunuyor.

Tarihsel Kayıtlar Ne Söylüyor?

Dağıtım ile ürün başarısı arasındaki ilişki yeni bir konu değil.

Son on beş yıllık B2B yazılım tarihinde aynı örüntüyü tekrar tekrar görüyoruz:

Önce kitleyi oluşturan şirket kazanıyor; ürünü daha zayıf olsa bile.

Apollo ve ZoomInfo bu durumu yaşatan çok net iki örnek:

ZoomInfo daha güçlü veri varlıklarına, daha büyük kurumsal sözleşmelere ve bunları destekleyecek güçlü bir satış organizasyonuna sahipti.

Apollo ise pazara daha küçük bir veri tabanı ve çok daha sınırlı bir bütçeyle girdi.

Ancak Apollo'nun sahip olduğu şey dağıtımdı.

Freemium modeli sayesinde ürün doğrudan SDR'ların ve gelir operasyon ekiplerinin eline geçti. Bu kullanıcılar zamanla markanın savunucuları haline geldi.

İş değiştirdiklerinde Apollo'yu yeni şirketlerine taşıdılar.

Süreçler kurdular, şablonlar paylaştılar ve ZoomInfo'nun saha ekiplerinin hiç girmediği Slack topluluklarında Apollo'dan bahsettiler.

Apollo, ZoomInfo'dan daha fazla özellik sunarak değil, ZoomInfo'nun gözden kaçırdığı dağıtım katmanını sahiplenerek 1,6 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaştı.

Gong ve Chorus başka iyi bir örnek :

Gong, konuşma analitiği kategorisini daha iyi bir kayıt aracı geliştirerek kazanmadı.

Aynı dönemde Clari, Chorus ve diğer birçok oyuncu benzer özellikler üzerinde rekabet ediyordu.

Gong'un yaptığı şey kategoriyi yaratmaktı.

“Revenue Intelligence” kavramını tanımladı.

Uzaktan satışın durumu üzerine raporlar yayımladı.

Gelir liderlerinin kötü bir çeyrekte Google'da arayacağı her konuya sahip olan bir içerik motoru kurdu.

Kurumsal alıcılar ürün değerlendirmeye başladığında Gong zaten varsayılan tercih haline gelmişti.

Chorus daha sonra ZoomInfo'ya 575 milyon dolara satıldı.

Gong'un son değerlemesi ise 7,25 milyar dolar oldu.

Clay

Clay, çoğu şirket “GTM Mühendisi” kavramını duymadan önce bu kitlenin işletim sistemi haline geldi.

Ürün teknik olarak güçlüydü ve gerçekten kopyalanması zordu.

Ancak şirketi koruyan avantaj ürün değildi.

Avantaj; tüm outbound operasyonlarını Clay üzerinde kurmuş, bunları herkese açık biçimde dokümante etmiş ve Slack topluluklarından konferans sahnelerine kadar her yerde Clay'i savunan kullanıcı topluluğuydu.

Benzer özelliklere sahip rakipler pazara girdiğinde Clay'in ürünüyle değil, Clay'in çoktan ele geçirmiş olduğu dağıtım ağıyla rekabet etmek zorunda kaldılar.

Bugün değişen şey bu stratejik yaklaşımlar ve uygulama şekilleri değil;

Değişen şey bunun önem derecesi.

Geçmişte dağıtımın ürünü yenmesi istisnai bir durumdu.

Bugün ise sürdürülebilir olan tek yol bu.

Ürünü koruyucu bir bariyer olarak kullanabileceğiniz dönem sona erdi.

Geriye dağıtım kaldı.

Sıralama Değişti

Yirmi yıldır kuruculara aynı reçete verildi:

Önce ürünü geliştir.

Sonra Product-Market Fit bul.

Ardından Go-To-Market stratejisini kurgula.

Bu yaklaşım, ürünün zor kopyalandığı ve dağıtımın sonradan eklenen bir fonksiyon olduğu bir dünyaya aitti.

O dünya artık yok.

Go-To-Market, Product-Market Fit bulduktan sonra yaptığınız şey değildir.

Product-Market Fit'e ulaşma şeklinizin kendisidir.

Lansmandan önce oluşturduğunuz kitle, ürününüzü test edeceğiniz ilk topluluktur.

Ürün tamamlanmadan kazandığınız güven, şüphecileri ilk müşterilere dönüştüren etkendir.

Kategori oluşmadan önce inşa ettiğiniz marka ise pazar olgunlaştıktan sonra yıllarca bileşik getiri üretir.

Ironclad

Ironclad, ürünü kâğıt üzerinde DocuSign veya geleneksel CLM çözümleri kadar güçlü olmadan önce şirket içi hukuk ekiplerinin varsayılan tercihi haline geldi.

Özellik farkı vardı.

Ancak dağıtım farkı çok daha büyüktü.

Ironclad hukuk operasyonları topluluklarının içinde yer aldı.

Hukuk liderleri daha satın alma bütçesine sahip olmadan güven oluşturdu.

Kategoriye isim verdi.

Resmî satın alma süreçleri başladığında karar çoktan verilmişti.

Replit

Replit aynı stratejiyi farklı bir kitle üzerinde uyguladı.

Önce öğrenciler ve kariyerinin başındaki geliştiriciler arasında yaygınlaştı.

Bu kullanıcıların satın alma yetkisi yoktu.

Ancak zamanla mühendislik ekiplerine ve bütçe sahibi şirketlere geçtiler.

O noktada yeni bir ürün değerlendirmesi yapmadılar.

Zaten güvendikleri çözümü tercih ettiler.

Replit'in kurumsal büyüme stratejisi kurumsal satışla başlamadı.

Rakiplerinin “hobi ürünü” olarak gördüğü ücretsiz sürümle başladı.

Dağıtımı erteleyen kurucular bunu genellikle Series A aşamasında öğreniyor.

Çünkü o noktada benzer ürüne sahip ancak çoktan bir kitle oluşturmuş rakipler daha hızlı büyüyor ve daha yüksek dönüşüm oranları elde ediyor.

O aşamadan sonra yetişmeye çalışmanın maliyeti, doğru başlamanın maliyetinden daha yüksek oluyor.

Veriler de Bunu Doğruluyor

Bu dönüşümün hızı önceki yazılım döngülerinden yapısal olarak farklı.

Yapay zekâ odaklı girişimlerde ilk yıl ARR rakamları tüm benchmark'ları yeniden tanımladı.

Bugün kurumsal yapay zekâ girişimlerinin medyan ARR seviyesi ilk 12 ay sonunda 2,1 milyon dolar.

Üst çeyrek ise 5,3 milyon dolara ulaşıyor.

On yıl önce ilk yılda 1 milyon dolar ARR elde etmek olağanüstü kabul edilirken bugün bu rakam AI-native şirketlerde medyanın altında kalıyor.

Series A yatırımları gelir elde edilmeye başlandıktan yalnızca dokuz ay sonra gerçekleşebiliyor.

Pazarlar daha az veriyle ve daha yüksek inançla şekilleniyor.

Çünkü geleneksel doğrulama göstergelerini bekleyen yatırımcılar fiyatlamanın dışında kalıyor.

Yeni bir kategoride varsayılan marka olmayı başaran şirketlerin bunu sürekli savunması gerekmiyor.

Bir kez yerleşmeleri yeterli.

Sonrasını bileşik etki yönetiyor.

Buradan çıkarılması gereken sonuç, kurucuların ürün geliştirmeyi hızlandırması değil.

Kitle oluşturmayı hızlandırmasıdır.

Kategori yaratımı ile kategori liderliğinin kesinleşmesi arasındaki süre, ürünlerin kopyalanma hızına paralel olarak daralıyor.

Anthropic'in Verdiği Sinyal

Tarihin en hızlı büyüyen yazılım şirketlerinden biri işe alımlarını yalnızca ürün geliştirmek üzerine değil, ürünü satmak üzerine yoğunlaştırıyor.

Anthropic'in açık satış pozisyonlarının sayısı, açık yapay zekâ araştırma pozisyonlarının sayısından daha fazla.

Dünyadaki en güçlü model pozisyonlarından birine sahip şirketlerden biri, şu anda dağıtıma üründen daha fazla yatırım yapıyor.

Satış ekipleri Anthropic'in en büyük işe alım alanı.

Açık pozisyonların yaklaşık beşte birini oluşturuyor.

Bu oran yapay zekâ araştırması, ürün mühendisliği ve diğer tüm fonksiyonların önünde.

Bu tesadüf değil.

Bu, oyunu belirleyen kısıtın değişmesinin doğal sonucu.

Ürün kolayca eşleştirilebildiğinde sürdürülebilir avantaj; ilişkilerde, marka gücünde ve iyi tasarlanmış bir GTM stratejisinin yarattığı pazar erişiminde ortaya çıkıyor.

Anthropic bunun farkında.

Önümüzdeki on yılda ayakta kalacak şirketler de buna göre hareket edecek.

Dağıtım Bir Kanal Değil, Bir Sistemdir

Dağıtımın önemini kabul eden kurucuların yaptığı en büyük hata, dağıtımı tek bir kanal tercihi olarak görmektir.

LinkedIn'i seçerler.

Ya da bir podcast'i.

Ya da bir newsletter'ı.

Sonra onu optimize etmeye çalışırlar.

Bu dağıtım değildir.

Bu yalnızca bir kanal deneyidir.

Gerçek dağıtım; girdileri, çıktıları ve geri bildirim döngüleri olan bir sistemdir.

Bir kanalda oluşturduğunuz kitle, sonraki tüm kanalların büyümesini hızlandırır.

Bir içerikle kazandığınız güven, piyasaya süreceğiniz bir sonraki ürünün dönüşüm katmanını oluşturur.

Erken dönemde tanımladığınız ICP ise ürün yol haritanızın şekillenmesine yardımcı olur.

Dağıtım Çağı'nın kazananları en büyük takipçi kitlesine sahip olanlar değildir.

Dağıtım ile ürün arasındaki geri bildirim döngüsünü en güçlü şekilde kuranlardır.

Böylece kitle büyümesi ile Product-Market Fit birbirinden bağımsız ilerlemez; aynı noktada birleşir.

Dağıtım sistem olarak ele alındığında ortaya çıkan bileşik getiri budur.

Kanal bir taktiktir.

Dağıtım sistemi ise her yeni ürün lansmanını, her yeni kategori genişlemesini ve her yeni fiyat artışını bir öncekinden daha kolay hale getirir.

Çünkü oluşturduğunuz kitle, pazarın direnç üretmesine fırsat kalmadan bunları absorbe eder.

GTM Ekipleri İçin Yapısal Sonuç

Eğer şirketinizde dağıtım hâlâ ürün geliştirme sonrasında gelen bir faaliyet olarak görülüyorsa, asıl kısıt bütçe ya da ekip büyüklüğü değildir.

Sorun sıralamadır.

Kazanan GTM ekipleri daha büyük programlar yürütmüyor.

Daha erken programlar yürütüyor.

Ürün tamamlanmadan önce kitle oluşturuyorlar.

Kategori tanımlanmadan önce marka oluşturuyorlar.

Dağıtım yoluyla kazandıkları güveni, outbound programların aynı maliyetle ulaşamayacağı hızda satış fırsatlarına dönüştürüyorlar.

Ürün hâlâ olağanüstü olmak zorunda.

Bu değişmedi.

Değişen şey sıralama.

Önce kitleyi oluşturun.

Sonra ürünü, zaten size inanan bir pazara sunun.

Çünkü artık sürdürülebilir rekabet avantajı ürünün içinde değil.

Ürün ile onu bekleyen insanlar arasındaki ilişkinin içinde.

15 Haziran 2026

393

*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.


İlgili Yazılar...

Pişmiş Tavuk
Blog
6 Eylül 2022
Ersun Bayraktaroğlu
Pişmiş Tavuk

Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman

GAYRİMENKUL AVM YATIRIMCI
Güncel Veriler Işığı Altında Konutta Erişilebilirlik Sorunu
Blog
7 Temmuz 2022
Prof. Dr. Ali Hepşen
Güncel Veriler Işığı Altında Konutta Erişilebilirlik Sorunu

Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi

FİNANS / EKONOMİ
E-Ticaretin En Yakın Yol Arkadaşı: Yapay Zeka
Blog
30 Haziran 2021
Şule Güner
E-Ticaretin En Yakın Yol Arkadaşı: Yapay Zeka

Şule Güner
Para Dergisi, Yazar

YAPAY ZEKA E-TİCARET
10 Yıllık Yolu 1 Yılda Gelmek, Çip Krizi ve Etkileri
Blog
30 Haziran 2021
Nüzhet Algüneş
10 Yıllık Yolu 1 Yılda Gelmek, Çip Krizi ve Etkileri

Nüzhet Algüneş
OMD Türkiye, CEO

YAPAY ZEKA TEKNOLOJİ
Yeni Dünya’da İnsan ve Yaşam
Blog
5 Mayıs 2021
Aret Vartanyan
Yeni Dünya’da İnsan ve Yaşam

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

YAPAY ZEKA
GYODER Çözüm Platformu Sonuç Bildirgesi Yayınlandı!
Rapor
10 Haziran 2022
DNA Editör
GYODER Çözüm Platformu Sonuç Bildirgesi Yayınlandı!

DNA Editör
Editör

GAYRİMENKUL YATIRIMCI GAYRİMENKUL DEĞERLEME
AAPGM 8. Dönem Mezunlarını Verdi
Haber
1 Nisan 2022
DNA Editör
AAPGM 8. Dönem Mezunlarını Verdi

DNA Editör
Editör

GAYRİMENKUL PERAKENDE

Kayıtlı İçeriklerim