Başım Belaya Girecek Mi?
Başım Belaya Girecek Mi?
Geçtiğimiz günlerde Değer Bilen Liderlik konusunda düzenlediğimiz webinar'da bir gözlemim oldu: Liderleri, değer bildiğini göstermekten alıkoyan efsaneleri anlatırken “korkunun en güçlü motivasyon kaynağı” sanıldığından bahsettiğimde konuyla ilgili sayısız soru ve yorum geldi. Hal böyle olunca, bu yazımda şu “korku ile yönetim” meselesine biraz değinmek istedim.
Önce şu konuda anlaşalım: Korkunun, bazı konuların üstesinden gelmemizi sağladığını hepimiz içgüdüsel olarak biliyoruz. Endişe seviyesi arttığında, insanlar kısa süreliğine çok çılgın şeyler yapabilir. Belki siz de bir annenin arabanın altına sıkışmış çocuğunu kurtarmak için arabayı kaldırdığı hikayeyi duymuşsunuzdur. Ama… Korku insanları birbirine bağlamaz (en azından uzun süreli). Korku (en azından uzun süreli) performansın yolunu açmaz. Korku kesinlikle en güçlü motivatör değildir. Hatta yakınından bile geçmez. İş kalitesini ve genel takım performansını düşüren olumsuz etkilere neden olur.
Bunun nedeni korkunun temelinde şüphe olmasıdır. Örneğin “başım belaya girecek mi, bana biri bağıracak mı veya kovulacak mıyım?” diye düşünüp duran insanların bulunduğu şüphe dolu kültürlerde, sürekli belirsizlik, motivasyonu öldürür, inovasyondan söz etmeyelim bile.
Korkunun, takımınızın performansını geriye götürüp götürmediğini anlamanızı kolaylaştırmak için, korku merkezli kültürlerde gözlemlenen ortak belirtilere bakabilirsiniz:
• Özellikle üst yönetimdeki kişilerin öfke patlamalarına izin verilir.
• Özellikle performansı iyi olan kişilerin yanlış yönetimi tolere edilir.
• İletişim aşağıya doğru ve tek yönlüdür, çalışanlar yöneticiyle tartışmak konusunda rahat değildir.
• Temel değerler açık olarak belirtilmez, anlaşılmaz ve kesinlikle takip edilmez.
• Çalışanlardan biri yöneticinin odasına çağırıldığında, ilk akla gelen “Başım belada mı?” sorusudur.
• Çalışanların düşüncelerini, liderlerinkine yaklaştırmak için art arda toplantılar oluşturulur.
Gerçek şu ki; liderler korku salan yönetim taktiklerini bırakmadıkça, şeffaf ve adil olmak, dinlemek, kendi hatalarını kabul etmek, takımın yararına hareket etmek gibi çalışanlarını önemsediklerini gösteren davranışlar sergilemedikçe, çalışanlar ellerinden geleni yapmayacaktır.
Dilerim ki hiçbirimizin yolu korkuyu bir motivasyon ve performans aracı olarak gören liderlerle kesişmesin…
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Erol Özmandıracı
Bay İnşaat, Yönetim Kurulu Üyesi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
© Digital Network Alkaş | 2026