DNA Röportaj Serisi -1 / Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana 2
DNA Röportaj Serisi -1 / Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana 2
Röportajın ilk bölümüne linkten ulaşabilirsiniz: Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana
• Bu dönüşüm çağında en çok değer kazanacak insani yetkinlikler (yaratıcılık, stratejik düşünme, empati vb gibi) neler olacak?
Bu dönüşüm çağında en çok değer kazanacak şey, teknolojiyle birlikte düşünebilen insan olacak. Yapay zekâ artık bilgiye ulaşmayı kolaylaştırıyor, hatta birçok teknik engeli ortadan kaldırıyor. Fakat fark yaratacak olan, o bilgiyle ne yaptığımız. Yaratıcılık ve stratejik düşünme becerileri bu dönemin en kıymetli insani yetkinlikleri haline geliyor.
AI'dan her şeyi beklemek yerine, onu kendi gelişim yolculuğunun bir destekçisi olarak gören bireyler öne çıkacak. Çünkü bu dönemde, öğrenmek, üretmek ve kendini ifade etmek için hiç olmadığı kadar çok araca erişim var. Kendini geliştirmeyi sürdüren, farklı disiplinleri bir araya getirebilen yaratıcı insanlar, gerçekten özgün ve kaliteli işler ortaya koyabilecek. Buna karşılık, bilgi çalışanlarının (knowledge workers) rolü dönüşüyor. OpenAI'nin“How People Are Using ChatGPT” raporuna göre, platformun bireysel kullanıcıları daha çok günlük öğrenme, planlama ve kişisel üretkenlik için kullanırken, kurumsal kullanım oranı son altı ayda yaklaşık %80 artış gösterdi. Yani yapay zekâ artık bilgi çalışanlarının alanına hızla giriyor ve onların temel yaptığı işleri otomatikleştiriyor. Bu da güç kaybı değil ama güç biçiminin değişimi anlamına geliyor: bilgiye sahip olmak değil, o bilgiyi stratejik biçimde yönlendirebilmek fark yaratacak.
Kısacası, geleceği inşa edecek olan yine insanlar olacak ama farklı bir zeminde. Yaratıcılığını stratejik düşünmeyle birleştirebilen, yapay zekâyı sadece bir araç değil bir iş ortağı olarak görebilen profesyoneller, bu dönüşüm çağının asıl liderleri olacak.
• Buna göre gelecekte insanlar ve yapay zekâ kararları birlikte alırken liderlik kavramı nasıl yeniden tanımlanacak?
Bana sorarsanız, yapay zekâ çağında gerçek liderlik kavramı hiç olmadığı kadar öne çıkacak. Çünkü artık bilgiye ulaşmak, analiz yapmak, hatta senaryo üretmek bile AI'nin desteğiyle saniyeler içinde mümkün. Fakat belirsizlik anında yön gösterebilmek, bir ekibi ilhamla bir arada tutabilmek, vizyonu doğru zamanda doğru kararlara dönüştürebilmek hâlâ insana özgü bir alan.
Yapay zekâ karar süreçlerini hızlandıracak ama nihai kararı almak, o kararı bir vizyona dönüştürmek yine liderin sorumluluğu olacak. Geleceğin liderleri, “en çok bilen” değil, teknolojiyle birlikte en iyi düşünebilen, yani hem analitik hem sezgisel zekâsını dengeleyebilen insanlar olacak.
Tam da Daron Acemoğlu'nun “Yapay zekâ bizim adımıza karar vermesin” köşe yazısında vurguladığı gibi, liderliğin özü insanın kendi iradesini koruyabilmesinde yatacak. Teknolojiyi insanın yerine geçen bir otorite değil, insan potansiyelini güçlendiren bir ortak olarak konumlandırabilen liderler fark yaratacak.
Ben liderliğin önümüzdeki dönemde “her şeyi bilen otorite” tanımından uzaklaşıp, insan ve makine arasındaki sinerjiyi yöneten vizyon sahibi rehberlik anlamına evrileceğini düşünüyorum. Gerçek liderlik, teknolojinin ötesinde insanı merkeze alarak onu daha anlamlı, daha üretken bir geleceğe taşıyabilmekte yatacak.

• Türkiye, yapay zekâekosisteminde dünyaya kıyasla hangi benzersiz fırsatları yakalayabilir?
Türkiye aslında yapay zekâ için olağanüstü bir laboratuvar. 85 milyonu aşan nüfusu, güçlü mühendislik kapasitesi, dinamik tüketici profili ve çok çeşitli sektör ihtiyaçlarıyla, birçok Avrupa ülkesinde bulunmayan bir deneme alanı sunuyor. Bankacılıktan perakendeye, üretimden sağlığa kadar hemen her sektör aynı anda dijital dönüşümden geçiyor. Bu da yapay zekâ çözümleri için sayısız “canlı senaryo” anlamına geliyor.
Ocak ayında düzenlediğimiz “En İyi 100 Yapay Zekâ Girişimi ile Yatırımcı Ekosistemi Buluşması” bize bu potansiyeli net biçimde gösterdi. Bugün Türk kurucular tarafından geliştirilen 100 gelir üreten yapay zekâ girişimi var. Bu, AI'ın kitlesel kullanıma ulaşmasının ardından çok kısa bir sürede oluşmuş muazzam bir rakam. Ayrıca artık Türkiye'den çıkan global başarı hikâyeleri de var. Daha şimdiden iki Türk unicorn var ve bunlardan biri bizim de yatırım yaptığımız fal.ai girişimi. Bu örnekler, Türkiye'nin yalnızca teknoloji tüketen değil, üretip ihraç eden bir ülke olma yolunda ilerlediğini kanıtlıyor.
Aslında yapay zekâ, teknolojinin tarihinde “kartların yeniden dağıtıldığı” bir dönemi başlattı. Cloud ve mobil teknolojiler hep Batı Yakası merkezliydi; ama AI ilk kez farklı coğrafyalarda, paralel biçimde gelişiyor. Yani artık sadece Silikon Vadisi'nde değil, İstanbul'da, Singapur'da ya da Nairobi'de aynı anda yeni bir şey üretmek mümkün. Bu da Türkiye gibi yaratıcı ve hızlı adapte olabilen ekosistemler için dev bir fırsat yaratıyor.
Kısacası Türkiye, genç nüfusu, mühendislik gücü ve girişimcilik enerjisiyle yapay zekâ devriminin sadece takipçisi değil, aktörlerinden biri. Önümüzdeki on yılda bu coğrafya, global AI sahnesinde adını çok daha sık duyuracak.
• Burada Yapay Zeka Fabrikası'nı merak ediyorum. İş Bankası gibi köklü bir banka ile bu yolculuk nasıl doğdu? Bu yolculuğun çıkış noktası neydi ve şirket bugün hangi vizyonla ilerliyor?
Yapay Zeka Fabrikası, Türkiye İş Bankası'nın sermayesiyle kurulan yenilikçi bir yatırım ve hızlandırma programı olarak doğdu. Çıkış noktamız, Türkiye'nin yapay zekâ alanındaki girişim potansiyelini görünür kılmak ve bu girişimlerin yalnızca yerelde değil, küresel ölçekte de rekabet edebilmelerini sağlamak oldu. İş Bankası gibi köklü bir kurumun finansal gücünü, girişimcilik ekosisteminin çevikliğiyle birleştirerek Türkiye'nin ilk yapay zekâ odaklı VC yapısını kurduk.
Bugün Yapay Zeka Fabrikası, yalnızca erken aşama değil, olgunlaşmış ve global büyüme potansiyeli yüksek Türk kuruculu yapay zekâ girişimlerine 500 bin dolar ve üzeri yatırımlar yapan bir yapıya evrildi. Bu stratejinin ilk örneği, kısa süre önce yaptığımız fal.ai yatırımı oldu. Böylece artık sadece hızlandıran değil, aynı zamanda ölçeklenme yolculuğunda aktif rol alan bir yatırımcı kimliğiyle ilerliyoruz.
Kuruluşumuzdan bu yana 53 girişimi destek programımıza kabul ettik, 28'ine yatırım yaptık. Bu girişimler, bugüne kadar 2 milyar USD toplam değerlemeye ulaştı ve son bir yılda gelirlerini ortalama 2 kat artırdı.
Yatırımların ötesinde, ekosistemin gelişmesi için programlar da tasarlıyoruz. Anadolu Sigorta ile İş Bankası destekli Workup AStart ve Workup Girişimcilik Programı'nın yürütücülüğünü üstlenmemiz, bu yaklaşımın güzel bir örneği.
Kısacası Yapay Zeka Fabrikası, Türkiye'nin yapay zekâ girişimlerini büyütürken onları global sahneye hazırlayan, yatırım sonrası dönemde de yanında duran bir yapıdır. Vizyonumuz, Türkiye'yi yapay zekâ alanında sadece kullanıcı değil, üretici ülke konumuna taşımak.
• Bitirirken… Yapay zekâya mesafeli duran profesyonellere treni kaçırmamaları adına tek cümlelik motivasyon mesajınız ne olurdu?
Pandora'nın Kutusu açıldı ve dünya yeniden şekilleniyor. Bu yeni geleceğe yön verebilmek için seyirci değil biz de hikâyenin bir parçası olmalıyız.
………………………………..................................................................................................................................
Can'la yaptığımız bu sohbet, bana bir kez daha şunu hatırlattı: Yapay zekâ çağının kalbinde teknoloji kadar hâlâ insan var. Evet teknoloji her zamankinden daha da güçlü ve dominant ama zekâ, veri, hız ve otomasyon artık herkesin erişiminde; ancak farkı yaratan, bu gücü insanlar olarak nasıl ve ne için kullandığımız.
Yapay zekâ kararlarımızı hızlandırıyor, süreçleri dönüştürüyor, üretkenliği yeniden tanımlıyor. Ama asıl dönüşüm, teknolojiyi insanın yaratıcılığını, merakını ve vizyonunu büyütecek bir ortak haline getirebildiğimizde gerçekleşiyor. İşte tam da bu nedenle geleceği şekillendirecek olan, makineler değil; teknolojiyle birlikte düşünebilen, hissedebilen ve yön gösterebilen insanlar olacak.
Bu söyleşi bende gerçekten o geleceğe dair umut veren bir pencere açtı. Vizyonu, samimiyeti ve paylaşma heyecanı için Can Bakır'a içtenlikle teşekkür ediyorum. Onun gibi liderler sayesinde yapay zekâ sadece bir teknoloji değil, insanın potansiyelini genişleten bir yol arkadaşına dönüşüyor; insanı da yörüngesinden ayırmadan dönüşmeye devam edecek.
Bu seride, teknolojiyi insan odaklı dönüşümün hizmetine sunan, vizyonuyla geleceği şekillendiren liderlerin hikâyelerini anlatmayı sürdüreceğim. Çünkü gerçek devrim, teknolojiyi insanın potansiyelini ortaya çıkaran bir stratejiye dönüştürmekle mümkün olacak.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.