Kentsel Dönüşümde Neredeyiz?
Kentsel Dönüşümde Neredeyiz?
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE NEREDEYİZ?
Geçtiğimiz yıl bu platformda yazdığım“Yılın Kelimesi Kentsel Dönüşüm”yazımda, bu terimi nasıl da yaygın ve yerli yersiz kullanmakta olduğumuzu ele almıştım. Bu ayki yazımda ise, ülkemizde kentsel dönüşümde hangi aşamada olduğumuza bir bakalım diye düşündüm. Bunu iyi ölçebilmemiz için de kentsel dönüşüm hareketinin yıllar içinde nasıl biçimlendiğini ve evrim geçirdiğini, kısa bir zaman tüneli yolculuğuna çıkarak görelim istedim.
Bazı araştırmacılar, kentsel dönüşüm hareketini 1860'lı yıllarda Osmanlı zamanında çıkarılmış olan yapı ve yollar nizamnamesine kadar geriden başlayarak tarif etmektedir (Gençer, 2017). Sonrasında Cumhuriyet dönemi, imar çalışmaları, bulvar ve geniş cadde açmak için yapılan kamulaştırmalar. Kuşkusuz bu sayılan faaliyetler de kentlerin çehre değiştirmesine, fonksiyonellik kazanmasına katkıda bulunmuştur.
Başka bir araştırma ekolü de kentsel dönüşümü 1950'lerden sonra başlayan gecekondu yerleşimleri üzerinden okumayı seçmektedir (Uzun, 2006). Özellikle de 1960'lardan sonra tarımda makineleşme ve kırdan kente doğru hızlanan göç sonucunda gecekondulaşma, mecburen bir kentleşme akımı olarak yerini almıştır. Aslında bu dönemden sonra, kentsel dönüşümün sadece yapısal değil sosyolojik boyutu da denkleme girmektedir. İç göç nedeniyle kentsel kolaj genişlemekte, kentlilik ya da köylülük gibi ayırımlar silikleşmektedir.
1980'lerden sonra öne çıkan çevre bilinci, hava kirliliği, kent hijyeni gibi bileşenlere, yükselişe geçen serbest piyasa ekonomisi de eklenince gecekondu artık istenmeyen bir konut türü olarak konumlanmıştır. İmar afları sayesinde de bu gecekonduların yerinde ve kendiliğinden dönüşmesi hareketi yaygınlaşmıştır (Keleş, 2008). Buna “apartmanlaşma” demek de yanlış olmayacaktır. Bu dönemde, kent haritası üzerinde avantajlı ve tercih edilirliği yüksek olan bölgelerdeki gecekondular, kat karşılığı sistemiyle girişimci müteahhitler tarafından apartmanlara dönüşmeye başlamıştır.
BELEDİYELERDE KENTSEL DÖNÜŞÜM RÜZGÂRLARI
1990'lara geldiğimizde, kentsel dönüşüme bakış açımızda bir dönüm noktası olarak kabul edilen, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Dikmen Vadisi Projesi (DVP) karşımıza çıkmıştır. DVP'de, Türkiye'de ilk defa alan bazlı, topyekûn bir kentsel dönüşüm modeli denenmiştir; altyapısı, üstyapısı, finansman sistemi, ihale mekanizması, gecekondulu ilişkileri, anahtar teslimleri ve ortak alanlarının düzenlenip yönetilmesi dahil. Ve de ilk defa bu projede, “hak sahibi” diye bir kavram söz konusu olmuştur (Ataöv vd., 2007). DVP, belediyelerin kentsel dönüşüm projesi geliştirebileceklerini kanıtlayan ilk somut adım olmuştur.
Aslında, 2003 yılına kadar “Kentsel Dönüşüm” teriminin kullanıldığına dair yazılı bir kaynak bulunmamaktadır- Sağlıklılaştırma,Yenileme, Geliştirme gibi kavramlar kullanılmıştır. Akademide ilk kez 2003'te Yıldız Teknik Üniversitesi'nde bir sempozyum başlığında, mevzuattaysa 2004'te Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Kanunu'nda yer almıştır.
“Hocam, yine mi kentsel dönüşüm edebiyatına takıldın?” diye mırıldanan okuyucularımızı duyar gibiyim ama endişelenmeyin, burada üzerinde durmak istediğim, isimlendirme değil; kentsel dönüşümün bir eylem planı ve müdahale aracı olarak biçimlendirilmesidir. Dikkat edilirse, bu yıllardan önce kentlerde yaşanan değişimler, hayatın doğal akışı içinde, kendiliğinden gerçekleşmiştir.Araştırmacılar, geçmişteki kentsel değişimleri sonradan “kentsel dönüşüm” diye betimlemiştir. Oysa ki mevzuatta adı geçmeye başladıktan sonra kentsel dönüşüm, kamunun planlı ve ileriye dönük bir proje geliştirme modeli olarak kullanılmıştır.
Nitekim 2005 yılında Belediye Kanunu'na eklenen 73. Maddeyle kentsel dönüşüm yetkisi, Türkiye Belediyelerine verilmiştir; kentsel dönüşüm ajandamızın en yoğun ve en aktif biçimde gerçekleştiği 7-8 yıllık dönemin başlangıcı. Belediyelere bu konuda yetki verilmesi gayet isabetli olmuştur zira belediyeler; imar planı yapmaya, ruhsat kesmeye, gerektiğinde kamulaştırma yapmaya, inşaat ihalesine çıkmaya ve dolayısıyla kentsel dönüşümün ana bileşenlerini yerine getirme kabiliyetine sahip kurumlardır. Zaten bu dönemde, binlerce köhnemiş yapının tek bir proje kapsamında dönüştüğü birçok örnek görülmüştür; İstanbul Ayazma-Tepeüstü, Ankara Güneypark, Bursa Doğanbey gibi.
BÜYÜYEN HEDEFLER DARALAN ALANLAR
Kentsel Dönüşüm yolculuğumuzdaki son durak ise, 2012 yılından bu yana uygulanmakta olan 6306 sayılı Afet Riskli alanlar kanununun çıkarılmasıdır. Bu kanun çıktıktan hemen sonra, 5 Ekim 2012 tarihli gazeteler, haber programları “Kentsel Dönüşüm Başladı!” diye manşetler atmış (Dünya Gazetesi, 2012) hatta devasa binaların dinamitlerle eş zamanlı yıkımlarını göstermişlerdir. Aslında yıkılan bu binalar, kamunun çoktandır kullanmadığı, eski, âtıl yapı gruplarından ibarettir. Yani bir “hak sahibi” süreci de sosyal boyut da finansman kaygısı da söz konusu olmamıştır.
Kentsel Dönüşüm pratikleri bakımından konumuza dönersek; bu dönemden sonra, hükumet kentsel dönüşüm konusuna bakış açısını değiştirmiş, meseleyi sadece depremden korunma amaçlı bir süreç olarak konumlandırmıştır. Bu mevzuatın çıkarılma önerisine göre, riskli ya da çürük olduğu düşünülen, Türkiye çapında toplam 6,5 milyon kadar binanın (Bloomberg HT, 2012) mülk sahipleri ve müteahhitler eliyle yıkılıp yeniden yapılması hedeflenmiştir. Dikkat ederseniz, az önce bahsettiğimiz 1980'lerin “yerinde ve kendiliğinden dönüşüm” mantığına geri dönülmüştür; kamu kurumları, operasyonel sürece karışmamaktadır. Devlet milyonlarca binanın dönüşmesini tarif etmiştir ancak eylem planını girişimcilerin ve mülk sahiplerinin inisiyatifine bırakmıştır. Bunların da ötesinde, kentsel dönüşüm bina ölçeğine indirgendiğinden şehircilik yaklaşımı da kaybolmuştur.
Bu kanunun çıkarıldığı 2012 yılının Kasım ayında ODTÜ'de düzenlenen Kentsel Bölgesel Araştırmalar Sempozyumuna bir makale çalışmam kabul edilmişti. Çalışmamın başlığı da“6306 Sayılı Kanun'la İstenen Anlamda Kentsel Dönüşüm Elde Edilebilir mi?”idi. Başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi, sempozyumdaki argümanım, aslında bu mevzuatın kentsel dönüşümü hızlandırmayacağı, bilakis belediyelerce elde edilen büyük ölçekli proje geliştirme becerilerini de soğutacağı yönündeydi. Aradan geçen 14 yıla bakıldığında, belediyelerin bu konuda pasifleşmesi sonucunda nitelikli ve geniş ölçekli kentsel dönüşüm projelerinin artık tekrarlanmadığını görmek mümkündür.
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ARA HESAP
İstanbul'da 2012 yılında gerçekleşen 12. Konut Kurultayında, Affordable Housing Institute'ın kurucusu David Smith, “6,5 milyon binayı dönüştürme hedefini bir espri olarak düşünmek istiyorum çünkü Dünyada bu büyüklükte bir iş daha önce hiç yapılmadı” ifadelerini kullanmıştır (KBAM, 2012, s. 339). Smith ne kadar haklı çıkmıştır bilinmez çünkü inşaat istatistikleri biraz kafa karıştırıcı olabilmektedir. Bazı otoriteler, Türkiye'de yapılan her binayı, kesilen her ruhsatı “Kentsel Dönüşüm” diye sayılara dahil edebilmektedir. Bu dönemde Türkiye'de yapılan tüm binaların sayısı belki de 6-7 milyonu bulmuştur ama 6,5 milyon riskli bina gerçekten dönüşmüş müdür?
2012'den bu yana elde ettiklerimize bakacak olursak, çoğunlukla İstanbul gibi büyük kentlerimizde, sadece lokasyonu avantajlı olan bazı eski binalar “dönüşmüştür”. Ancak altyapı, kaldırımlar, yollar, peyzaj, sosyal alanlar ve daha birçok kentsel bileşen, bu dönüşümden nasibini alamamıştır. Ayrıca 14 yıl içinde ortaya çıkan yeni perspektifler ve teknolojik ilerlemeler çok farklı gereksinimleri beraberinde getirmiştir. Çevre dostu yeşil binalar, akıllı şehircilik, sıfır karbon hedefleri, yenilenebilir temiz enerji, ulaşım sistemlerinde dijitalleşme, ekolojik malzemeler, tasarımda yapay zekâ kullanımı gibi yenilikler ortaya çıkmıştır. Sadece teknolojik ve çevresel boyutlar değil, sosyolojik değişimler de kentsel yaşamı etkilemiştir; hane halkı nüfusunun azalması, tek başına yaşamda artış, küçülen metrekareler ve uzaktan çalışma prensipleri gibi.
Hayat 14 yılda bu kadar gelişip değişmişken, ülkemizdeki kentsel dönüşüm hedefleri sizce gündemi ne kadar yakalayabilmiştir?
Kaynaklar:
Ataöv, A., & Osmay, S. (2007). Türkiye'de kentsel dönüşüme yöntemsel bir yaklaşım. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, 24(2), 57–82. https://jfa.arch.metu.edu.tr/uploads/docs/sayilar/sayi-24-2/57-82.pdf
Bloomberg HT. (2012, 29 Aralık). Kentsel dönüşüm 2012'ye damgasını vurdu. https://www.bloomberght.com/kentsel-donusum-2012ye-damgasını-vurdu-1275529?page=8
Dünya Gazetesi. (2012). Kentsel dönüşüm başladı. https://www.dunya.com/sektorler/emlak/kentsel-donusum-basladi-haberi-187267
Gençer, İ. C. (2017). 19. yüzyılda kentsel dönüşüm dinamikleri: İzmir ve Selanik (1840–1910). Mimarlık Dergisi, (394). http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=408&RecID=4149
Keleş, R. (2008, 8 Ocak). Kentsel dönüşüm projelerinin hukuki çerçevesi. Ankara Barosu Uluslararası Hukuk Kurultayı'nda sunulan bildiri. Ankara, Türkiye.
KBAM. (2012). 3. Kentsel ve Bölgesel Araştırmalar Sempozyumu Bildiriler Kitabı (6–7 Aralık 2012, Ankara). Orta Doğu Teknik Üniversitesi. https://kbam.metu.edu.tr/kbam-yayinlari/
Kentsel Dönüşüm Sempozyumu. (2003, 11–13 Haziran). Bildiriler kitabı. TMMOB Şehir Plancıları Odası, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.
Uzun, N. C. (2006). Yeni yasal düzenlemeler ve kentsel dönüşüme etkileri. Planlama Dergisi, 2006(2), 49–52. https://www.spo.org.tr/resimler/ekler/b0250793549726d_ek.pdf
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.