Mavi Işık ve Antrasit Şehirler

Genco Demirer

Genco Demirer

Kreatif Kültür Yöneticisi
İNSAN KAYNAKLARI LIFESTYLE
Mavi Işık ve Antrasit Şehirler

Bu yıl Nobel Tıp Ödülü bana kalırsa son yılların en güzel bilim hikayelerinden birine gitti. Peter Hegemann ve Georg Nagel, yeşil bir algin ışığa tepki vermesini sağlayan channelrhodopsin proteinlerinin çalışma biçimini ortaya koydu; Karl Deisseroth ve ekibi ise bu mekanizmayı sinir hücrelerine taşıdı. Sonuç, optogenetik dediğimiz yöntem oldu. Belirli hücreleri ışığa duyarlı hale getiriyorsunuz, sonra çok hassas biçimde ışık vererek o hücreleri etkinleştirebiliyor veya susturabiliyorsunuz. Yaklaşık yirmi yıl önce bir algin ışığa doğru neden yüzdüğünü anlamaya çalışan temel araştırma, bugün korkudan hafızaya, bağımlılıktan harekete kadar davranışı oluşturan devrelerde neden ile sonucu birbirinden ayırabilmemizi sağlıyor. Deisseroth, Hegemann ve Nagel bu çalışmalar nedeniyle 2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü aldı.

Bunun beni asıl düşündüren tarafı ışık değil, düğme. Çünkü insan ilk kez beynin çok küçük bir bölümüne kabaca "şimdi sen konuş, sen sus" diyebilecek kadar seçici bir araca kavuştu. Eskiden korku anında beynin bir bölgesinin aktif olduğunu görüyorduk ama o bölge korkuyu mu üretiyor, yoksa korkunun sonucu olarak mı çalışıyordu, bunu ayırmak çok daha zordu. Şimdi belirli devreyi açıp davranışın gelip gelmediğine bakabiliyoruz. Yani mesele daha fazla görüntü almak değil artık; doğru yere doğru sinyali göndermek.

Sonra telefonumda Bangkok'tan bir sokak görüyorum. Ardından İstanbul, Moskova, Berlin, Dubai, Cape Town. Fotoğrafların şehir isimlerini kapatsanız bir süre sonra hangisinin neresi olduğunu anlamak zorlaşıyor. Antrasit cephe, siyah metal doğrama, ham beton, duvarda kontrollü bir grafiti, açık mutfak, ahşap masa, neon yazı, birkaç saksı, dövmeli barista. Yan dükkanda aynı spor ayakkabı, karşı köşede aynı kahve, biraz ileride cam ve çelikten aynı apartman. Dünya birbirine bağlanırken şehirler birbirine benzemeye başladı.

Burada optogenetiği bir şehircilik teorisine çevirmeye çalışmıyorum. Ama metafor fazla iyi. Çünkü şehirlerin de düğmeleri var ve bu düğmelere artık aynı ışık tutuluyor. Sosyal medya aynı mekanları görünür kılıyor, algoritmalar aynı estetiği ödüllendiriyor, yatırımcı denenmiş formatı daha az riskli buluyor, zincir markalar tanıdıklık satıyor, gezgin gittiği şehirde tamamen yabancı bir sistemle karşılaşmak istemiyor. Aynı sinyal farklı coğrafyalara ulaşıyor ve aynı ekonomik devreleri ateşliyor. Sonuçta Bangkok Bangkok gibi, İstanbul İstanbul gibi davranmak yerine ikisi de biraz Instagram gibi davranmaya başlıyor.

Bunun çalışmasının nedeni yalnızca kapitalizm ya da kötü mimari değil. Tanıdık olan zihne daha az yük bindiriyor. Daha önce gördüğünüz bir mekana girdiğinizde nereye oturacağınızı, nasıl sipariş vereceğinizi, ne kadar ödeyeceğinizi kabaca tahmin edebiliyorsunuz. Tahmin edilebilirlik rahatlatıyor. Beyin sürprizi sever ama sürekli sürprizle yaşamak istemez. Bu yüzden küresel şehir insanı bir yandan "yerel deneyim" ararken diğer yandan kahvesinin tadının, internet hızının ve yatağının bildiği sisteme benzemesini istiyor. İşletmeci de bunu biliyor. Tanıdık olan daha kolay satılıyor, finansmanı daha kolay bulunuyor ve daha rahat ölçekleniyor.

Tam burada çok garip bir paradoks oluşuyor. İnsan başka bir şehre farklı bir şey görmek için gidiyor ama farklılığın rahatsız edici kısmını istemiyor. Yerel yemek istiyor ama hijyen standardı tanıdık olsun. Eski mahalle istiyor ama WiFi hızlı olsun. Mahalle kahvesi istiyor ama menü dili Brooklyn'dekiyle aynı olsun. Yerel karakter talep ederken, o karakteri oluşturan düzensizliği, yavaşlığı, yaşlanmış tabelayı, yıllardır değişmemiş dükkanı ve bazen biraz kötü hizmeti sistemden temizliyoruz. Sonra geriye yerelin kendisi değil, yerellik dekoru kalıyor.

İş dünyası açısından problem tam burada başlıyor. Standartlaşma ilk aşamada maliyeti düşürüyor ve güven yaratıyor. Fakat herkes aynı formülü kullandığında farklılık yeniden kıt kaynak haline geliyor. Bir dönem zincir olmak değerliydi çünkü dünyanın her yerinde aynı deneyimi veriyordunuz. Şimdi bazı markaların asıl değeri, bulunduğu yere benzeyebilmesinde olacak. Otelin İstanbul'daysa İstanbul'a, Trabzon'daysa Trabzon'a, Tokyo'daysa Tokyo'ya ait bir hafızası olması gerekecek. Aksi halde seyahat ediyor gibi yapıp aynı mekanın farklı koordinatlarında dolaşacağız.

Bazen önünüze çok basit bir soru gelir: "En çok neyi arzuluyorsun?" Cevap "Işık"tır.Görmekten önce ayırt etmeye, bilgi sahibi olmaktan önce ölçü kurmaya işaret eder. Aynı öğretinin ilerleyen sembolizminde pergelin görevi de sınırsızca genişlemek değil, arzunun çevresine bir sınır çizmektir. Bence bugünün şehirlerinde kaybettiğimiz şey biraz bu. Işık hiç olmadığı kadar fazla ama ayırt etme kabiliyeti azalıyor. Her yer görünür hale gelirken her yer aynı görünmeye başlıyor.

İbn Arabi'nin çok sevdiğim bir başka yaklaşımı var. Kalp kelimesini "taqallub", yani değişme, dönüşme, halden hale geçme fikriyle birlikte okur. Meşhur şiirinde de kalbinin "her sureti kabul edebilir" hale geldiğini söyler.Burada çok ince bir ayrım var. Her sureti kabul edebilmek, tek bir surete dönüşmek değildir. Tam tersine, merkezini kaybetmeden farklı biçimleri taşıyabilecek kadar genişleyebilmektir. Şehir için de gerçek kozmopolitlik bence bu. New York'a benzeyebilmek değil; New York'u, Tokyo'yu, İstanbul'u, Halep'i, Venedik'i okuyabilecek kadar açık olup yine de kendi sesini kaybetmemek.

Optogenetiğin gücü de zaten bütün beyni aynı anda aydınlatmasında değil, doğru hücreyi seçebilmesinde. Şehirler için de daha fazla ışığa, daha fazla teknolojiye, daha fazla küresel markaya karşı çıkmak anlamsız. Mesele seçicilik. Hangi sinyal burada işe yarar, hangisi bu mahallenin hafızasını öldürür? Hangi yatırım hayatı güçlendirir, hangisi yalnızca metrekare fiyatını yükseltir? Hangi global fikir yerel kültürle birleştiğinde yeni bir şey doğurur, hangisi bütün farklılıkları antrasit cephe altında eşitler?

Belki de önümüzdeki dönemin şehircilik ve marka meselesi "yerel mi global mi?" kadar basit olmayacak. Asıl soru, neyin neyi aktive ettiği olacak. Çünkü artık sinyalin gücünü biliyoruz. Birkaç saniyelik video bir kafenin tasarımını, bir kafenin başarısı sokağın kira seviyesini, kira seviyesi mahallenin nüfusunu, o nüfus değişimi de şehrin hafızasını değiştirebiliyor. Küçücük bir uyaran bazen bütün devrenin davranışını değiştiriyor.

İnsanlık bu yıl çok tuhaf bir eşiği ödüllendirdi: Bir algden öğrendiğimiz mekanizmayla beynin seçilmiş hücrelerine ışık tutabiliyoruz.

Belki şimdi daha zor olanı öğrenmemiz gerekiyor.

Her ışığa aynı şekilde yanmamayı.

12 Ekim 2026

412

*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.


İlgili Yazılar...

Tüketici Algılarındaki Değişim
Blog
31 Mayıs 2021
Dr. Fatoş Karahasan
Tüketici Algılarındaki Değişim

Dr. Fatoş Karahasan
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gazeteci/ Yazar

LIFESTYLE
Başarılı Olmak İçin Yaşıyoruz da Nereye Koşuyoruz?
Blog
24 Nisan 2023
Aret Vartanyan
Başarılı Olmak İçin Yaşıyoruz da Nereye Koşuyoruz?

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

LIFESTYLE
Güzel Günler Yakında
Blog
2 Mayıs 2023
Aret Vartanyan
Güzel Günler Yakında

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

LIFESTYLE
Teslimiyet
Blog
28 Temmuz 2023
Aret Vartanyan
Teslimiyet

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

LIFESTYLE
Sosyal Medya Artık Tehlikeli Bir Bağımlılık mı?
Blog
18 Ağustos 2023
Aret Vartanyan
Sosyal Medya Artık Tehlikeli Bir Bağımlılık mı?

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

GELİŞTİRİCİ LIFESTYLE SOSYAL MEDYA
Futurecommerce360 ile Ticaretin Geleceği Masaya Yatırılacak
Haber
22 Ağustos 2023
DNA Editör
Futurecommerce360 ile Ticaretin Geleceği Masaya Yatırılacak

DNA Editör
Editör

AVM BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ C-LEVEL DANIŞMANLIK / ARAŞTIRMA DERNEK / FEDERASYON / BİRLİK / VAKIF DİJİTAL PAZARLAMA E-İHRACAT E-TİCARET GELECEK / FUTURIST GİRİŞİMCİLİK İNSAN KAYNAKLARI LOJİSTİK PERAKENDE START-UP TEKNOLOJİ YAPAY ZEKA
Kişisel Dönüşüm ile ‘Gerçekten Yaşamak’
Blog
22 Eylül 2023
Aret Vartanyan
Kişisel Dönüşüm ile ‘Gerçekten Yaşamak’

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

LIFESTYLE
Bir Gün Herkes 15 Dakikalığına Meşhur Olacak
Blog
5 Ekim 2023
Yelda İpekli
Bir Gün Herkes 15 Dakikalığına Meşhur Olacak

Yelda İpekli
Marka Yönetim Uzmanı

DİĞER LIFESTYLE PAZARLAMA SOSYAL MEDYA
Değersizlik Duygusu Yaşamı Tüketir - 1
Blog
3 Kasım 2023
Aret Vartanyan
Değersizlik Duygusu Yaşamı Tüketir - 1

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

LIFESTYLE
Zenginlik Kavramı Nasıl Değişti?/ Self Made Milyoner
Blog
15 Kasım 2023
Yelda İpekli
Zenginlik Kavramı Nasıl Değişti?/ Self Made Milyoner

Yelda İpekli
Marka Yönetim Uzmanı

LIFESTYLE PAZARLAMA SOSYAL MEDYA
"Daha İyi"nin Sınırları
Blog
21 Aralık 2023
Yelda İpekli
"Daha İyi"nin Sınırları

Yelda İpekli
Marka Yönetim Uzmanı

LIFESTYLE
Değersizlik Duygusu Yaşamı Tüketir - 2
Blog
28 Aralık 2023
Aret Vartanyan
Değersizlik Duygusu Yaşamı Tüketir - 2

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

DİĞER LIFESTYLE
2024 Yılı M-AN-ifestom – İyi Olmak Üzerine…
Blog
29 Aralık 2023
Avi Alkaş
2024 Yılı M-AN-ifestom – İyi Olmak Üzerine…

Avi Alkaş
Alkaş & HAN Spaces, Yönetim Kurulu Başkanı

DİĞER LIFESTYLE C-LEVEL

Kayıtlı İçeriklerim