DNA Röportaj Serisi -2 / Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana

Pelin Ayan

Pelin Ayan

Dijital Strateji & Dönüşüm Lideri
YAPAY ZEKA TEKNOLOJİ
DNA Röportaj Serisi -2 / Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana

Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; ekonomilerin, toplumların ve bireylerin geleceğini şekillendiren çok katmanlı bir dönüşüm gücü… Ancak bu dönüşümü anlamak, algoritmaların nasıl çalıştığını bilmekle sınırlı değil. İnsan davranışı, kültür, bilinç ve anlam gibi kavramlarla iç içe geçen, çok daha derin bir tartışmayı gerektiriyor.

Bu perspektiften bakıldığında yapay zekayla ilişkimiz sadece “ne yapabilir?” sorusuna indirgenmiyor; aynı zamanda “gerçekten anlayabilir mi?”, “insanı ne ölçüde kavrayabilir?” ve hatta “anlam dediğimiz şey kime ait?” gibi daha felsefi soruları da gündeme getiriyor.

Bu kez Akan Abdula ile yapay zekanın felsefi boyutlarından insan davranışının geleceğine, kültürel kodların  yapay zeka ile ilişkisini, Türkiye'nin küresel AI yarışındaki konumundan kuantum çağının getireceği zihinsel kırılmalara kadar geniş bir yelpazede konuştuk.

Hazırsanız, teknoloji, insan ve kültürün kesiştiği bu zihinsel yolculuğa birlikte çıkalım.

  Sevgili Akan,

  Biraz klasik ama bir o kadar da önemli bir soruyla başlayalım: 

  1.   Felsefede sıkça tartışılan ‘anlama'       kavramı yapay zekada ne kadar geçerli?   Yapay zeka gerçekten anlayabilir mi,   yoksa yalnızca anlamış gibi mi yapıyor,   ve aslında anlamı biz mi ona yüklüyoruz?

  Anlama meselesi felsefede hep bilginin ötesinde,   varoluşla ilişkili bir alan olarak tartışılır. Yapay zekaya baktığımızda ise ortada bir bilinç ya da dünyayla kurulan yaşantısal bir temas yok. Yapay zeka dünyayı       deneyimlemiyor, dünyada acı çekmiyor, aşık olmuyor, kaygılanmıyor, umutlanmıyor. Dünyada bırakılmış izleri okuyor ve haliyle hep geçmişte, yaşanmış olanda var oluyor. Bu izler arasında istatistiksel yakınlıklar kuruyor.      Bu yüzden yaptığı şey anlamak değil, anlamış gibi bir sonuç üretmek…

Gerçek anlama, empatiyi içerir. Empati ise yalnızca başkasının ne dediğini değil, neden o noktada olduğunu hissetmeyi gerektirir. Şu an elimizde empatik bir teknoloji yok. Empatik gibi davranan, doğru tonu     yakalayabilen  ama hissetmeyen bir sistem var. Duygusal zeka olmadan, örtük zihne erişmeden gerçek anlamdan söz edemeyiz. Yapay zeka verilen kavramlardan, komutlardan ve tarih boyunca birikmiş veriden kombinasyonlar çıkarıyor. Bu güçlü bir hesaplama yeteneği ama anlamın kendisi değil.

Bu fark özellikle yaratıcılıkta belirginleşiyor. Gerçekten anlayan bir zihin, sadece cevap vermez, yeni bir soru da üretir. Derinleşir. Orijinal fikirler genellikle çelişkiden, rahatsızlıktan, kişisel bir kırılmadan doğar. Yapay zeka ise bu tür kırılmalara sahip olmadığı için daha çok bir aynılık ekonomisi yaratıyor. Anlamadan hepimize var olandan konuşuyor. Hepimizi birbirimize benzetiyor. Var olanın daha düzgün, daha hızlı, daha pürüzsüz bir tekrarını üretiyor.

Bu yüzden bugün yapay zekaya baktığımızda, anlamı üreten değil, anlamı bizden ödünç alan bir yapı görüyorum. Anlamı biz yüklüyoruz, bağlamı biz veriyoruz, değeri biz atfediyoruz. Anlaması için hala kat etmesi gereken uzun bir yol var. Çünkü anlam, yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda duygusal ve varoluşsal bir mesele. Ve bu katman, bugünün teknolojisinde henüz yok.

  1. Yapay zeka çağında insan davranışını anlamak önemli.Bugün tüketici verileri, duygusal ton analizi, kültürel trend okumaları gibi alanlara AI çoktan entegre oldu.Sizce insanı anlamaya yönelik araştırmalar, yapay zeka sayesinde hangi noktalarda derinleşecek; hangi noktalarda ise yüzeyselleşme riski taşıyor?

Yapay zeka çağında insanı anlamaktan söz ederken önce şunu netleştirmek gerekiyor: Bugün yaptığımız şey gerçekten anlamak mı, yoksa izlemek mi? Pazarlama dünyası, yapay zekadan çok önce insanı davranışsal verilere indirgedi. Tıklamalar, gezinme süreleri, satın alma tekrarları… Bunların tamamı değerli ama bunlar anlamın kendisi değil, dışa vurmuş izler.

Davranışı izlemek, yolculuğu haritalamak ve o yolculuğa müdahale etmeye çalışmak, esasen bir mühendislik pratiği. Reklamı doğru anda göstermek, doğru mesajı doğru temas noktasına yerleştirmek. Bu yaklaşım, insanı bir karar makinesi gibi ele alıyor. Oysa anlamak, insanın neden o kararı verdiğini, hatta bazen neden karar veremediğini çözmeyi gerektirir. Bu da zihinsel öğrenmeleri, çelişkileri, bastırılmış duyguları ve kültürel arka planı okumayı içerir.

Yapay zeka bu noktada iki farklı etki yaratıyor: Bir yandan büyük veri setleri sayesinde örüntüleri çok daha hızlı ve hassas yakalayabiliyor. Toplumsal eğilimleri, dildeki ton değişimlerini, kolektif ruh hallerini daha geniş bir ölçekte görünür kılıyor. Bir yandan da  yüzeyselleşme riski barındırıyor. Çünkü ölçülebilen her şeyin anlamlı olduğu yanılgısı güçleniyor.

Bugün hem yapay zeka hem de modern pazarlama, insanın iç dünyasıyla uğraşmaktan çok, davranışın kendisine odaklanıyor. Oysa davranış çoğu zaman son halkadır. Anlam, davranıştan önce gelir. Korku, umut, suçluluk, aidiyet ihtiyacı gibi katmanlara dokunmadan yalnızca yolculuğun içine girmeye çalışmak, insanı gerçekten anlamak değil, onu daha iyi yönlendirmektir. Medya planlamadır esasen, pazarlama değildir. Asıl risk de burada ortaya çıkıyor. Eğer araştırmalar sadece izlemeye indirgenirse, insan giderek daha öngörülebilir ama daha az anlaşılır bir varlığa dönüşür.

  1. Peki, AI modelleri veriden öğreniyor, ama kültürü nasıl öğreniyor?Türkiye gibi güçlü kültürel bağlamlara sahip ülkelerde, kültürün nüanslarını AI'ın anlaması halabir soru işareti.Sizce yapay zekakültürel kodları, jestleri, duyguları, toplumsal motifleri ne ölçüde kavrayabilir?Araştırmaların geleceği açısından bu konu nereye evrilmesini öngörüyorsunuz?

Kültür, yapay zeka açısından bakıldığında en zor, hatta en derin denizlerden biri. Çünkü kültür yalnızca söylenenlerden, yazılanlardan ya da ölçülebilir davranışlardan oluşmaz. Kültür, çoğu zaman söylenmeyende, bastırılmak zorunda kalınanda, ayıp sayılanda, ima edilende yaşar. Jestte, suskunlukta, bakışta, gecikmede, hatta çelişkide kendini gösterir. Bu yüzden kültürü öğrenmek, veriyi okumaktan çok daha fazlasını gerektirir.

Bugün yapay zeka kültürü metinlerden, görsellerden, dijital izlerden öğrenmeye çalışıyor. Kültürel kodlar çoğu zaman çelişkilidir. Aynı anda hem modern hem geleneksel, hem cesur hem çekingen, hem yüksek sesli hem suskundur. Yapay zekâ şimdiki haliyle bu çelişkileri genellikle ortalamaya indirgiyor. Oysa kültür ortalama değildir, uçlarda, gerilimlerde ve kırılmalarda yaşar. Bu nüanslar, yalnızca veriyle değil, yaşantıyla öğrenilir.

Araştırmaların geleceği açısından burada kritik bir yol ayrımı var. Eğer yapay zekâ kültürü yalnızca etiketlenmiş veri ve geçmiş örüntüler üzerinden okumaya devam ederse, kültürü karikatürleştirme riski çok yüksek. Stereotipler güçlenir, derinlik kaybolur.

  1. Yapay zeka, tüketici tercihleri ve davranışlarını tahmin etmek için giderek daha sofistike modeller kullanıyor.Sizce AI, insanların bilinçli ve bilinçsiz kararlarını nasıl ayırt edebilecek? Bugün hala primitif diye kabul ettiğimiz haliyle neler yapabiliyor?

Yapay zekanın bugün yaptığı şey, bilinçli ve bilinçsiz kararları ayırt etmek değil, kararın ortaya çıkmış sonucunu okumak. Davranış tarafında zaten bir ayrıştırmaya ihtiyacı yok, çünkü ortada gerçekleşmiş bir eylem var. Satın alma olmuş mu, olmamış mı, vazgeçilmiş mi, devam edilmiş mi… Yapay zeka bu sonuçları görüyor ve bu sonuçlar üzerinden tahmin üretmeye çalışıyor.

Asıl sorun, bu davranışın örtük zihinde nasıl şekillendiğini görememesi. Örtük zihin, insanın kendisinin bile çoğu zaman farkında olmadığı bir alan. Oto pilotların yaşadığı alan. Kaygılar, bastırılmış arzular, çelişkiler, kültürel öğrenmeler ve geçmiş deneyimler burada çalışıyor. Yapay zeka bu alana doğrudan erişemiyor. Çünkü örtük zihin şu an açığa veri bırakmıyor. Sadece davranışa yansıyan dolaylı izler bırakıyor ve bu izler her zaman doğru okumaya izin vermiyor.

Bilinçli kararlar daha tutarlı ve açıklanabilir görünürken, bilinçsiz kararlar çoğu zaman çelişkili, ani ve bağlama aşırı duyarlıdır. Yapay zeka, bu çelişkileri anlamaya çalışmak yerine genellikle düzleştiriyor. Ortalamaya çekiyor, gürültüyü temizliyor, sapmaları bastırıyor. Oysa insan kararlarının büyük kısmı tam da bu sapma dediğimiz alanlarda ortaya çıkıyor.

  1. Verilere göre,  2013–2024 arasında yapay zekaya en fazla yatırım yapan ülkeler arasındaTürkiye'nin ilk sıralarda yer almadığını görüyoruz.ABD ve Çin gibi ülkeler uzun süredir yapay zekayadev fonlar kurarakbüyük ölçekli yatırımlar yaparken, Türkiye'nin bu küresel yarışta konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Türkiye'nin yapay zeka ekosistemini güçlendirmesi için öncelikli odak alanları neler olmalı?

Burada birçok etken olabileceği gibi en kritik mesele, kararlılık eksikliği. Uzun soluklu, sabırlı ve istikrarlı bir yolculuğa çıkamama hali…. ABD 2013 yılında bu alana ciddi yatırımlarla girdi. İlk 100 milyar USD 2013'te harcadı. Biz ise 2022'de arama motoruna “chatgpt nedir?” diye yazdık. Bu fark sadece bütçe farkı değil, zaman algısı ve stratejik bakış farkı…

Ama burada sürekli karamsarlığa sapmanın da çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu teknolojik devrimin önceki sanayi ya da dijital devrimlerden farklı bir karakteri var. Lokomotifi kaçırmış olabilirsiniz. Altyapıda geri kalmış olabilirsiniz. Çip üretmiyor, temel modelleri geliştirmiyor olabilirsiniz. Ama bu, oyunun tamamen dışında kaldığınız anlamına gelmiyor.

Bu devrimde üst yapı dediğimiz alanlar çok daha belirleyici. Uygulamalar, kullanım senaryoları, bağlam üretimi, kültürel adaptasyon, sektörlere özgü çözümler… Bugün global etki yaratacak uygulamalar geliştirmek için mutlaka ABD ya da Çin olmanız gerekmiyor. Doğru problemi gören, doğru soruyu soran, yerel içgörüyü evrensel bir dile çevirebilen ekipler her yerden çıkabilir.

Türkiye'nin temel sorunu paradan çok, odaklanamamak ve sürdürülebilir bir niyet koyamamak. Bugün heveslenip yarın vazgeçmek, trendi konuşup derinleşmemek, teknolojiyi araç değil vitrin olarak görmek.

O yüzden mesele; geç kalıp kalmamak değil. Mesele, hala geç kalmadığımız alanlarda cesaretle ve kararlılıkla yer alıp alamayacağımız…  Yapay zeka yarışında farkı yaratan şey yalnızca bütçe değil. Hangi katmanda oynadığını bilen, sabırlı ve tutarlı bir akla sahip olup olmadığın.

  1. “Asıl devrim kuantum çağında yaşanacak” diyorsunuz.Türkiye bu yeni döneme nasıl hazırlanabilir? Altyapıda geciktiysek, hangi alanda öne çıkabiliriz — uygulama gücü mü, özgün düşünce mi, kültürel perspektif mi?
     

Yapay zeka balondur diyenlere hep aynı yerden bakıyorum. Yapay zekayı tek başına, izole bir teknoloji gibi ele alıyorlar. Oysa yapay zeka bir dikey değil. Çok kısa bir süre içinde robotik sistemlerle ve kuantum bilgisayarlarla konuşan bir yapı haline gelecek. Asıl kırılma da tam burada yaşanacak.

Evet, kuantum bilgisayarlar henüz son kullanıcıya inmedi. Ama zaten kimse bunun yarın olmasını beklemiyor. 10 yıl sonra bile gelse, bu yeterince kısa bir süre. Çünkü kuantumla birlikte yapay zeka, sadece daha hızlı hesap yapan bir sistem olmaktan çıkacak. Bir bedene kavuşacak ve o bedenin beyni bugün tahayyül etmekte zorlandığımız bir hız seviyesine ulaşacak. O noktadan sonra doğrusal değil, geometrik bir hızlanmadan söz ediyor olacağız. Bu birleşme gerçekleştiğinde hayatın neredeyse hiçbir alanı bugünkü hâliyle kalmayacak. Üretim, sağlık, savunma, şehirler, insan emeğinin tanımı, hatta insanın kendini konumlandırma biçimi kökten değişecek. Bugün yapay zekayı balon olarak gören bakış, aslında bu çok katmanlı dönüşümü kaçırıyor.

Türkiye'nin hazırlık meselesi de tam burada anlam kazanıyor. Eğer altyapıda geri kaldıysak, bu bizi tamamen oyunun dışına itmez. Çünkükuantum çağında fark yaratacak olan yalnızca donanım değil. Ne yapılacağını hayal edebilmek, hangi probleme dokunulacağını bilmek ve bu teknolojiyi hangi bağlamda kullanacağını tasarlamak belirleyici olacak.

Türkiye'nin öne çıkabileceği alan, uygulama gücü ile özgün düşüncenin kesiştiği yer. Kültürel sezgisi güçlü, karmaşık toplumsal yapıları okuma becerisi olan bir ülke olarak, bu teknolojilerin insan hayatına nasıl entegre edileceğine dair güçlü senaryolar üretebiliriz. Kuantum çağında asıl rekabet, kimin daha büyük makineyi yaptığı değil, kimin bu makinelerle neyi dönüştürdüğünü bildiği yerde yaşanacak.

Bu yüzden mesele yapay zekayı ya da kuantumu tek tek konuşmak değil. Mesele, bu teknolojilerin birleştiği noktada nasıl bir gelecek tasavvuruna sahip olduğumuz. Ve bu tasavvur, paradan çok zihniyetle, altyapıdan çok hayal gücüyle şekillenecek.


Akan Abdula'nın  nefis saptamalarından da anlaşılacağı gibi, yapay zeka meselesi aslında  sadece teknoloji değil, bir “insan” meselesi… Daha hızlı düşünen makinelerden çok, neyi neden anlamaya çalıştığımızla ilgili bir çağın içindeyiz. Akan'ın da altını çizdiği gibi, asıl mesele “yapay zeka ne yapabilir?”den çok, “biz insan olarak neyi anlamaya cesaret edebiliyoruz?”

Tamam veriyi ölçmek artık daha kolay, davranışı izlemek türlü araçlarla mümkün, tahmin üretmek kesinlikle heyecan verici…. Tüm bunlarla birlikte gerçekten “ anlam” dediğimiz, yapay zekada da  insanın tekelinde. Çünkü anlam; kırılganlık, çelişki, empati ve yaşantı gerektiriyor. Ve bunlar hala- elbette bugün itibariyle- indirgenemeyen, simule edilemeyen alanlar.

Belki de yapay zeka çağının en büyük sorusu şu:Makineler ne kadar akıllı olacak değil, biz insanlar ne kadar derin kalabileceğiz? Ve belki de gerçek rekabet, teknolojide değil; düşüncede, sezgide ve anlam üretme kapasitemizde yaşanacak. Sonumuz herkesin hayrına olsun :)

4 Şubat 2026

364

*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.


İlgili Yazılar...

Gayrimenkul Dünyasında Dönüşüm… Ama Nasıl?
Blog
25 Temmuz 2022
Ersun Bayraktaroğlu
Gayrimenkul Dünyasında Dönüşüm… Ama Nasıl?

Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman

GAYRİMENKUL TEKNOLOJİ
Sanal Sunumlarınız Ne Kadar İlgi Çekici?
Blog
18 Nisan 2022
Önder Kilin
Sanal Sunumlarınız Ne Kadar İlgi Çekici?

Önder Kilin
TACK TMI İş Birim Direktörü

TEKNOLOJİ
2021 Sonrasında Tüm Sektörleri Etkileyecek 7 Faktör
Blog
24 Eylül 2021
Dr. Fatoş Karahasan
2021 Sonrasında Tüm Sektörleri Etkileyecek 7 Faktör

Dr. Fatoş Karahasan
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gazeteci/ Yazar

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TEKNOLOJİ
E-Ticaretin En Yakın Yol Arkadaşı: Yapay Zeka
Blog
30 Haziran 2021
Şule Güner
E-Ticaretin En Yakın Yol Arkadaşı: Yapay Zeka

Şule Güner
Para Dergisi, Yazar

YAPAY ZEKA E-TİCARET
10 Yıllık Yolu 1 Yılda Gelmek, Çip Krizi ve Etkileri
Blog
30 Haziran 2021
Nüzhet Algüneş
10 Yıllık Yolu 1 Yılda Gelmek, Çip Krizi ve Etkileri

Nüzhet Algüneş
OMD Türkiye, CEO

YAPAY ZEKA TEKNOLOJİ
Yeni Dünya’da İnsan ve Yaşam
Blog
5 Mayıs 2021
Aret Vartanyan
Yeni Dünya’da İnsan ve Yaşam

Aret Vartanyan
Yazar & Yaşam Atölyesi, Kurucu

YAPAY ZEKA
MIPIM'in Ardından...
Blog
26 Nisan 2023
Eli Levi
MIPIM'in Ardından...

Eli Levi
Elta, Kurucu Ortağı & CEO

GAYRİMENKUL PROPTECH TEKNOLOJİ
Günlük Hayatın Bir Parçası: Yapay Zekâ ve Sonrası
Blog
4 Mayıs 2023
Tunç Berkman
Günlük Hayatın Bir Parçası: Yapay Zekâ ve Sonrası

Tunç Berkman
TBS Investment & Management

YAPAY ZEKA TEKNOLOJİ
Eğlenceli Teknoloji
Blog
16 Mayıs 2023
Mustafa Mertcan
Eğlenceli Teknoloji

Mustafa Mertcan
DOF Robotics, Kurucu

AR-GE VE İNOVASYON TEKNOLOJİ EĞLENCE

Kayıtlı İçeriklerim