Affedersiniz Manifest
Affedersiniz Manifest
Cambridge Sözlüğü, “Manifest”i 2024 yılının kelimesi seçti.
Spritüeller :1-Realistler: 0
Seçilen kelime konusunda gayet ciddiyim ancak skor konusunda şaka yapıyorum tabii. Konuyu böyle bir rekabetten ele almayacağım ancak tamamen dışında kalmak da zor olacak.
20 Kasım 2024 günü önümüze düşen, belki de ilk kez şu an duyduğunuz bu haber size ne düşündürdü ve ne hissettirdi?
Eğlenceli mi geldi, yoksa saçmalık mı?
Dünyanın başka ülkelerinde de bu kadar ilgi çekiyorsa vardır bir hikmeti mi dediniz yoksa birtakım aklı kıt insanın tutunduğu antin kuntin işler yüzünden geldiğimiz duruma mı üzüldünüz?
Doğrusu ben eğlendim ve bu platformdaki yazılarımda sık sık bahsettiğim kendimle röportaj yaklaşımı için birkaç soru çıkardım.
Cambridge Sözlüğü'ne göre Latince kökenli "manifest" kelimesi hem fiil hem de sıfat olarak kullanılıyor. Sıfat olarak “açık, aşikâr, belli, apaçık, meydanda” anlamına gelirken, fiil olarak bizi şu an daha çok ilgilendiren anlama kavuşuyor; “göstermek, belli etmek/ortaya çıkmak, belirginleşmek.”
Tahmin edersiniz ki Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde böyle bir kelime yok ancak “ortaya çıkma” anlamından kelimeye ulaşmak istersek Arapça kökenli tezahür kelimesi ile karşılaşıyoruz ki kişisel gelişim alanında da bu ifade sıkça kullanılıyor.

Cambridge Sözlüğü, Yılın Kelimesi'ni seçerken üç ana kriteri göz önünde bulunduruyormuş:
1. Hangi kelimenin arama hacminde en yüksek veya dikkat çekici bir artış gösterdiği,
2. Hangi kelimenin o yılın olaylarını en iyi yansıttığı,
3. Hangi kelimenin ilginç bir dilbilimsel hikâyeye sahip olduğu.
Cambridge Dictionary Yayın Yönetmeni Wendalyn Nichols'a göre, “manifest”, 2024 yılında bu kriterlerin hepsinde öne çıkmış. 2024 yılında sözlükte 130 binden fazla kez aranmış. Zaman içinde farklı anlamlar kazanarak ilginç bir hikâyeyi de doğurmuş. İngilizcede en az 1300'lerden bu yana "açık" veya "belirgin" anlamında sıfat olarak kullanılan kelime şimdilerde daha çok "hayal etmek veya istemek yoluyla bir şeyi gerçekleşmesini sağlamak" anlamına geliyor. Kelimenin bu yeni anlamı, güçlü şekilde inanılan hayallerin görselleştirme ve olumlu düşünce yoluyla gerçeğe dönüşebileceği fikrini yansıtıyor. Bazı ünlü sanatçı ve sporcuların da başarı hikayelerini anlatırken bu kelimeyi kullanmaları, yani o noktaya gelene kadar yazmak, görselleştirmek gibi bazı teknikler kullandıklarını anlatmaları “manifest”i, aday diğer kelimelerin önüne taşıyor. Ve Oscar, “manifest”in oluyor.
Tabii ki bu gelişmenin ardından yine Cambridge çatısı altından sorumluluk sahibi bir açıklama geliyor:
“Bilimsel temeli yok.”
Anadolu Ajansı'nın haberinde yer alan ifadeye göre Cambridge Üniversitesinden Sosyal Psikoloji Profesörü Dr. Sander van der Linden, kelimenin kullanımının artan popülaritesine rağmen, bir şeyi "manifest" ederek gerçekleştirme fikrinin bilimsel temeli olmadığını dile getiriyor. Van der Linden, bunun psikologların "büyülü düşünme" ya da "belirli zihinsel ritüellerin etrafımızdaki dünyayı değiştirebileceğine dair genel yanılsama" olarak adlandırdığını bildiriyor ve olumlu düşünme ve hedef belirlemenin değeri üzerine yapılan nitelikli araştırmalar olduğunu ancak bunun "manifest" etmekten farklı olduğunu vurguluyor. Euronews'ta okuduğum haber metninde ise şu ifade de eklenmiş: "Ancak olumlu düşünmenin gücü ile gerçekliği zihninizle hareket ettirmek arasındaki farkı anlamak çok önemlidir- birincisi sağlıklıyken, ikincisi sözde bilimdir."
İnsanın bir olayı, durumu, hali tezahür ettirip ettiremeyeceği bir gün bilimsel bir araştırmanın konusu olabilir mi, böyle zorlu ve nitelikli bir araştırma halihazırda başlamış bile olabilir mi yoksa bunun yerine sadece yapay zekanın neler yapabileceği ile ilgilenip buna şaşırmaya ve kendi gücümüze arkamızı dönmeye devam mı edeceğiz bilmiyorum.
Haber içeriğimize dönersek, hemen en sevdiğim şeyi yaptım ve bu haberin duyurulduğu hesaplarda ve sitelerde yorumları okumaya başladım. Önce Türkiye'dekiler… Beni pek şaşırtmayan yoğun alaycılık, aşağılayıcı ve hatta hakaret içeren ifadeler, birkaç tanecik de kaliteli espri, az sayıda da hiç duymamış olanlar. Araştırmanın Türk Dil Kurumu Sözlüğü tarafından yapıldığını sandıklarına yemin edebilirim ama ispat edemem. Cambridge Sözlüğü'nün kendi hesapları dahil birkaç İngiltere hesabı ve yayın organında ise genellikle gerçekten kelimelerle ilgilenen yorumlar, bazı kaliteli espriler, samimi bir merakla olduğuna inandığım ben buna bir bakayım anlamına gelen yorumlar.
Neden?
Neden bu kadar öfkeliyiz?
Ve neden bu kadar alaycı, yargılayıcı?
Neden sadece olumsuza odaklanıyoruz? (Pozitife odaklanmak ifadesini 2020'de aday gösterseydik keşke ha ha ha)
Bizler bereket için dilinde dualarla aşure pişirip paylaşanların, dilekleri için ağaç dallarına çaput bağlayanların, kapısına nazarlık asanların, negatif enerjiden korunmak için kurşun döktürenlerin, ateş üstünden atlayarak enerjisi temizleyip gül ağacının altına dileklerini gömenlerin, evdeki enerjiyi temizlemek için tuz yakanların, doğru kararı vermek için istiareye yatanların, bunları hala yapan torunları değil miyiz? Hiç sorgulamadan ve içtenlikle uyguladığımız ritüeller birer manifest yöntemi değilse nedir?
Neden varımızı yoğumuzu bir ritüele bağlamakla, tüm ritüelleri ve teknikleri elimizin tersi ile itmek arasındaki o dengeli halin tatlılığı ile salınmayalım ki?
COVID-19 pandemisi olmasaydı “manifest” 2024 şampiyonu olur muydu? Bence olmazdı. Cevabım kişisel gözlemlerimle şekillenmiş olsa da ChatGPT de benimle aynı fikirde. Bu soruma özetle, “Pandemi sırasında dünya genelinde insanlar kendilerini izole bir ortamda buldu. Bu süreç, kişisel gelişim, ruhsal arayışlar ve hayalleri gerçekleştirme üzerine yoğun bir ilgi yarattı. Manifestation içerikleri TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda trend oldu. Bu da ‘manifest' kelimesinin global farkındalığını artırdı” şeklinde cevap verdi. Bu tıpkı 1929'daki Büyük Buhran döneminde kadınların kendilerini daha güçlü ve iyi hissetmek için ruj gibi kozmetik ürünlere yönelmesini çağrıştırmıyor mu? Üstelik Ruj Etkisi olarak tanımlanan küçük harcamalarla mutluluk arayışı durumu sonraki yıllarda da zorlu zamanlarda defalarca tekrar etmiş.

Sizin hiçbir manifestiniz gerçek oldu mu?
Benim oldu ama sorun nasıl oldu?
İlkinde içinde bulunduğum bir soruna çözüm üretmek için her gece aynı sahneyi hayal ediyor, içine duygumu katıyor, mutluluktan kocama sarılıyor, oh be diyordum. Sonra o sahne gerçek oldu ama çözüm istediğim yerden gelmemişti, zaten orayı hiç düşünmemiştim ki. Bir daha bu hataları yapmayacağıma ve daha etraflıca çalışacağıma dair kendime söz verdim.
İkincisi çok ilham vericiydi, hiç planlamadan tamamen içgüdüsel olarak harekete geçmiştim, bir yıl sonra artık sahnenin içindeydim, hem de başrol! Ama sonrası istediğim gibi gitmedi. Çünkü niyetimde çok samimi olsam da hayalim gerçek olduğunda ne yapacağım ile ilgili hiç düşünmemiştim ve durumu yönetmekte zorlandım, uzun vadede mutsuz oldum.
İlk kitabı gerçekten çok satan ünlü bir isim ikinci kitabını yazarken bana şöyle demişti, “Gözlerimi kapatıyorum, bu kitabı çok satan rafında göremiyorum, ne yapsam olmuyor. Oysa ilk kitabı o rafta nasıl da rahatlıkla görselleştirebiliyor ve nasıl da heyecanlanıyordum.” Şahidim ki olmadı, ikinci kitap aynı satış rakamını yakalayamadı. İkinci kitabın başarısına kendisi de mi zaten inanmıyordu yoksa olmayacağı belli bir şeyi insan manifest etmeye bile çalışamıyor muydu? Bilim adamları bir gün bunu da açıklar belki.
Benim manifestlerimden biri de yıllar sonra başka bir mesele ile ilgiliydi, durum ciddiydi, ben de işi iyice ciddiye almıştım. 21 gün boyunca hiç üşenmeden ABD'li bir uzmanın sesi eşliğinde meditasyon yapıyordum. Her gün 45 dakika… Pandemi dönemiydi, zaten evdeydik, vaktim vardı, yorulsam da pes etmedim. Beş duyumla hissediyordum her şeyi. Görüyordum, duyuyordum, kokusunu alıyordum, tadıyordum ve dokunuyordum. İçimde müthiş bir sevinç hissediyordum, bunu yapabiliyordum! Bazen o sevinçten gözlerim doluyordu. Kısa süre sonra kurduğum sahnenin en önemli parçası gerçek oldu! Daha doğrusu mevcut şartlarda olabileceklerin en iyisi oldu. Diğerlerinden henüz ses yok.
Sonra bıraktım. Hatta kendimi sorguladım. Defalarca ispatını yaşadığım halde neden artık yapmıyordum?
Cevabını aylar ve yıllar içinde yavaş yavaş buldum.
Bunu da manifestlemiş miydim bilmiyorum ama asıl ihtiyacımın yepyeni bir varoluş hali olduğunu idrak etmiştim.
Her gün belli süre yapacağım bir çalışma sonucu her unsurunu kontrol edemeyeceğim bir gerçekliği “manifest etmek” yerine oluş halimi değiştirmek daha büyük bir “manifest” değil miydi? Hatta bugüne kadar başıma gelen iyi kötü birçok şey benim duygularımla, eylemlerimle ya da eylemsizliklerimle tezahür ettirme şeklim sayılmaz mıydı?
Duygusal dengemi geri kazanmak, içimde neler olduğu ve dışarısı ile nasıl bir etkileşim halinde olduğumu fark etmek, atamadığım adımları görüp harekete geçmek, bazen de adım atmamayı seçmek, odağımı acıdan neşeye, şikayetten şükre çevirmek ve bunun için okumak, yazmak, destek almak, gerektiği yerde susmamak, konuşmak, seyahatlere çıkmak, bazen evime kapanmak, sevdiklerimle, dostlarımla dengeli ilişkiler kurup beni aşağı çekenlerle arama sınır koymak, bazen de bazı ilişkileri kesip atmayı göze almak ve tüm bunlar için gerekirse dengeli şekilde bazı tekniklerden yararlanmak daha güçlü bir manifest değil miydi?
İşte böyle dostlar… Herkesin manifesti kendine.
Sorularımızı sorup konuyu burada noktalayalım.
• Manifest kelimesi sizi rahatsız etti mi?
• Bu kadar çok sayıda insanın manifest kelimesi hakkında araştırma yapması sizce ne anlama geliyor?
• Kendi gücünüze ne kadar güveniyorsunuz?
• Olayların akışını değiştirme gücünüz olduğuna inanıyor musunuz? Yoksa hiçbir şeyin sizin elinizde olmadığını kabul etmiş durumda mısınız?
• Ülkemiz sınırlarında yaşamayan bu insanların aptal olduğunu mu yoksa yeni yollar bulmak için meraklı olduğunu mu düşünüyorsunuz?
• Bir manifest çalışması yapacak olsanız hangi konuyu ve hangi yolu seçerdiniz?
• Seçtiğiniz o ilk konuyu düşününce ne hissediyorsunuz, bedeninizde neler oluyor ve tüm bunlar sizce neden oluyor?
MERAKLISINA NOTLAR:
Cambridge Sözlüğü'nün 2024'te izlemeye aldığı diğer kelimeler:
• Quishing: QR kodu aracılığıyla kimlik avı dolandırıcılığı.
• Resenteeism: İşi, yapmaya istemeye istemeye devam etmek.
• Gymfluencer: İçeriği fitness veya vücut geliştirme odaklı olan bir sosyal medya fenomeni.
• Cocktail Party Problem (Cocktail Party Effect): Odada birden fazla konuşmacı varken tek bir sese odaklanmanın zorluğu. Odyolojiden gelen bu terim artık yapay zekaya atıfta bulunmak için kullanılıyor.
• Vampire: Vampir cihaz veya vampir alet, kullanılmadığında bile enerji kullanan cihaz. Mevcut kelime, sıfat hali ile yeni bir anlama kavuştu.
SON 10 YILIN ŞAMPİYONLARI
Cambridge Sözlüğü'nün son 10 yılda seçtiği kelimeler ve seçilme nedenlerini de ChatGPT desteği ile aşağıda sıraladım. Büyük çoğunluğu ülkemizde manifest kadar ilgi çekmemiş olabilir, ne dersiniz?
2023- Halüsinasyon görmek (Hallucinate): Yapay zekâ sistemlerinin yanlış veya hayali bilgiler üretme eğilimi.
2022-Homer: Eve dönme, eve ait olma anlamına gelen kelime, Wordle oyununun popülerliği ve "homer" kelimesinin oyuncular arasında sıkça aranması, tartışılması.
2021-Azim, dayanıklılık anlamına da gelen Perseverance: NASA'nın Mars'a gönderdiği "Perseverance" aracının başarısı ve pandemiye karşı direnç.
2020-Karantina (Quarantine): COVID-19 pandemisi nedeniyle karantina uygulamalarının dünya genelinde yaygınlaşması
2019-Yaratıcı Geri Dönüşüm (Upcycling): Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek daha değerli ürünlere dönüştürülmesi trendi.
2018-Nomofobi (Nomophobia): Mobil cihazlardan uzak kalma korkusunun artması.
2017-Popülizm (Populism): Popülist hareketlerin ve liderlerin dünya çapında yükselişi.
2016 -Paranoit (Paranoid): Dünya genelinde belirsizliklerin artması ve bunun toplum üzerindeki etkileri.
2015-Kemer Sıkma (Austerity): Küresel ekonomik kriz sonrası kemer sıkma politikalarının yaygınlaşması.
2014- Temassız (Contactless): Temassız ödeme teknolojilerinin hızla yaygınlaşması ve günlük yaşamda önemli bir yer edinmesi.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.